TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
13
Dergimiz Yayın Kurulu’nun kararı doğrultu
-
sunda Mekanik Tesisatta Hijyen konulu yuvar
-
lak masa toplantısı yapıldı. Dergimiz Editör’üçok düşündüm. O tarihte konuyu aktardığım
Doç. Dr. Eyüp AKARYILDIZ yürütücülüğünde
-
ki toplantıya birikimleri ve konuya katkı çaba
-
ları bilinen Dergimiz Yayın Kurulu Üyesi Mef
-
tun GÜRDALLAR, Tetisan’dan Prof. Dr. Taner
ÖZKAYNAK, Mecon’dan Dr. Mustafa BİLGE,
Teba’dan Dr. Moghtada MOBEDİ, Weisstech
-
nik’ten Metin KENTER, Alarko Carrier’den İb
-
rahim
BİNER ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Kl.
Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Yüce KAYABEK katı
-
larak görüş ve önerilerini aktardılar. Toplantı
-
daki konuşmaları ilgi ile okuyacağınız kanı
-
sındayız.
Eyüp AKARYILDIZ:
Hepiniz hoşgeldiniz.
Açış konuşması için Meftun Bey’e ilk sözü ve
-
riyorum.
Meftun
GÜRDALLAR
:
Değerli katılımcılar,
Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesince
yayınlanmakta olan Tesisat Mühendisliği Dergisi
tarafından düzenlenmiş olan yuvarlak masa
toplantımıza hoş geldiniz. Zamanlama açısın
-
dan belki sizleri zora soktuk böyle ani bir toplan
-
tı çağrısı ile. Ancak tüm davetlilerin katılmış ol
-
masından dolayı çok memnunuz. Görüyorum ki
gerek sektörde uygulama yapan, gerekse bilim
adamı kimliği ile konuya taraf olan tüm katılımcı
-
ların gözünde konumuz oldukça önemli görül
-
mekte. Ben, kendi adıma, bir yakınımın birkaç
yıl önce büyük bir tıp fakültesi hastanesinde ge
-
çirdiği cerrahi operasyon sonrası bu alanda cid
-
di bir boşluk olduğunu düşünmeye başladım.
Hastam, operasyon sonrası ayılma odasında
kendine geldiğinde, "tavandaki hava üfleyen ız
-
garadan sarkan örümcekler gördüğünü " anlatıp
"bu sistemlerin sahibi, sorumlusu, temizleyeni
yok mudur"diye soruyordu. Bu sorunun yanıtını
MMO İstanbul Şube yöneticisi arkadaşlar yap
-
tıkları ziyaret sonrası maalesef durumun daha
da vahim olduğunu belirlediler.
"Kamu sağlığı adına hijyenik tesisler için ne
yapmak lazım?" sorusunu uzun zamandır çeşit
-
li birimlerde dile getirmeye çalışıyorum. Benim
şu anda uğraştığım kanal temizliği konusuyla
da ilgili olarak çeşitli sağlık kurumlarına girdiği
-
miz zaman yeterli bakım olmadığı, işletmenin
çok kötü durumda olduğu görüntülerle de tespit
ediliyor. Bunun ortadan kaldırmasını sağlamak,
standartlara ulaşılmasını sağalmak, gerçekten
çağdaş bir işletmecilik düzeyinde sağlık kurum
-
larının klima ve tesisat işleyişini oluşturabil
-
mek için bize ne görev düşer, Odaya ne görev
düşer, ne yapılması lazım, bunun peşindeyiz.
Bunu Tesisat Mühendisliği Dergisi Editörü Eyüp
Bey’e aktardım. Durum nedir, ne yapabiliriz, bu
alanda yola çıkmak istedik. Yuvarlak masa top
-
lantısı ile bir durum tespiti yapalım, bu çözüm
arayışını kayda alalım ve mümkünse bir maka
-
le şeklinde yayınlayalım önerisini getirdim.
Önerimi uygun gördü. Çağrımıza kulak verdiği
-
niz için kendisi ve kendi adıma teşekkür ederim.
Buradaki konuşmacıların her biri bu alanda uz
-
man. Biraz da zamansız bir toplantı oldu. Çok
acele çağırdık. Sayın Moghtada Mobedi sağol
-
sun dün İzmir’deydi. Telefonumuzu alınca yola
çıktı geldi. Diğer arkadaşlarımız da böyle bir sı
-
kışık program içerisinde bunu yaptı. Konuya
verdiğiniz önem için ayrıca teşekkür ediyorum.
Mevcut durum tespitinden başlamak üzere ne
yapılmalı noktasında da görüşlerinizi aktarırsa
-
nız memnun olacağız.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Tıp doktoru Yüce Bey
MEKANİK TESİSATTA HİJYEN
Konulu Yuvarlak Masa Toplantısı
MMO’dan
burada. Sonuç etkilerinden başlarsak, fikirler
alabilirsek biz de bu konuda mekanik tesisat ile
ilgili görüşlerimizi daha açık olarak daha geniş
olarak da aktarabiliriz. Yüce Bey’den sağlık etki
-
leri konusunda bilgi isteyelim.
Yüce
KAYABEK
:
Ben Dr. Cengiz Yüce Kaya
-
bek, enfeksiyon hastalıkları ve mikrobiyoloji uz
-
manıyım. Belirtildiği gibi konunun önemi ortada
-
dır. Gerçekten de sağlık sektöründe, özellikle
hastanelerin tesisat ve ekipman kaynaklanan, ol
-
dukça önemli ve ciddi şekilde sonuçlanabilecek,Mustafa
yani ölüme kadar gidebilecek hastalıklar ortaya
çıkabilir. Hastanede yatan hastalar, özellikle
uzun süre yatan hastalar, kanser hastaları ve im
-
mun sistemi baskılanmış hastalar patojen mik
-
roorganizmalar açısından, yani hastalık yapan
mikroorganizmalardan korunmalıdır. Bu korun
-
ma genellikle, hastanede çalıştığım ve bu konu
-
ya girmeden önceki bakış açısından söylüyo
-
rum ve şu anda bütün arkadaşlarımızın ve
meslektaşlarımızın bakış açısıyla söylüyorum:
Tesisattan kaynaklandığı düşünülmeyen, yani
genelde çalışan personelin ya oraya gelenin
ayağına galoş takmaması, nefes alırken maske
takılmaması, kullanılan aletlerin dezenfeksiyonu
ve biraz daha ileri aşamada bizim solunum için
kullandığımız çeşitli maskeler veya entübasyon
cihazları siterilizasyonlarıyla ilgili sanılıyordu.
Örneğin bir tüberküloz hastasının soluduğu ha
-
vanın temizlenme boyutu vardır ki bu çok önem
-
lidir. Bir ikincisi poliklinikteki kişinin, hasta olan,
immunitesi düşük olan hastanın soluduğu, dı
-
şarıdan alınan havanın temiz olması gerekir.
Bu birkaç noktada değerlendirilir: Bir tanesi ger
-
çekten temiz olması gereken ortam, örneğin
ameliyathane; ikincisi yoğun bakım üniteleri. Bir
üçüncü nokta da hastanelerde karantina odaları
yani biraz önce söylediğim hastalığı ve tüberkü
-
loz örneğini veriyorum aynı şekilde, tübekürlozu
olan hastaları yatırdığımız odalar. Bu odalara gi
-
rerken kendimizi korumak için dikkat etmeliyiz.
İki farklı yaklaşım vardır: 1) Hastayı koru
-
mak için dikkat ettiğimiz durum, 2) Hastadan
hastalık kapmamak için dikkat ettiğimiz durum.
Çevresel anlamda biz belli noktalara dikkat edi
-
yoruz, ancak olayın bir de havalandırma sistemi
var. O noktada yapılması gerekenlerle ilgili pro
-
jelendirme "dikkatli projelendirme" ve arkasın
-
dan onun bakımı ile ilgili olan kısım da artık di
-
rekt sizleri ilgilendiriyor. Benim ilk olarak söyleye
-
ceklerim bunlardır.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
: Teşekkür ediyoruz Yü
-
ce Bey’e. Evet, Mustafa Bey görüşlerinizi ala
-
lım.
BİLGE
:
Konunun adı mekanik tesi
-
satta hijyen, mekanik tesisat dediğimiz zaman
çok geniş alan ortaya çıkıyor. Önerim öncelikli
olarak temiz odalar konusunda hijyende yapıl
-
ması gerekenleri tartışalım. Sonra genel tesisat
dediğimiz sıhhi tesisat, hava kanalları, soğutma
kuleleri gibi genel mekanik tesisat işlerindeki hij
-
yen konusunu tartışalım. Ben temiz odalar ko
-
nusunda giriş yapayım isterseniz. Türkiye’de
yaygın alanı ameliyathane, gıda sektörü, ilaç
sektörü, ilik nakil merkezleri, hatta yurtdışında
mikrochip tekniğinde çok uygulanan bir tekniktir.
Ama bizde yaygın olarak ameliyathane ve ilaç
fabrikalarında uygulanmaktadır. Burada benim
dikkatimi çeken mevzuatlarla ilgili. Türkiye’de
ilaç fabrikalarında standartlarla ilgili Sağlık Ba
-
kanlığının belli bir mevzuatı var. İlaç fabrikası
üretime geçmeden önce Sağlık Bakanlığı yetki
-
lileri gelip belirli incelemeler yapıyorlar: Sıcaklık,
rutubet, hava değişim sayısı, fark basınç parti
-
kül sayısı gibi çok göstermelik de olsa bir kont
-
rollük sistemi var. Bu çalışmalar imza altına
alınmadan ilaç fabrikaları üretime başlayamı
-
yor. Bu bizim Türkiye’deki Sağlık Bakanlığının
koyduğu kurallar. Ama yabancı ilaç fabrikaların
-
da temiz oda standartların çok yüksek olmasının
nedeni, benim gördüğüm kadarıyla Türkiye’deki
firmanın standartlarının aynı olmasını istemele
-
ri, tabii bizde onlarla birlikte çalıştığımız zaman
belirli bir birikim elde ediyoruz. Yani kısaca özet
-
lersek ilaç fabrikalarında yabancı firmaların ken
-
di birikimlerinin yanı sıra Sağlık Bakanlığının
belli çalışmaları ve ilaçdaki temiz oda HVAC
standartlarını yükseltmiştir. “Neden standartlar
bu kadar yüksek tutuluyor?” sorusunun cevabı
14
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002
VALİDASYON PROSESİDİR, şeklinde açıkla
-
yabiliriz. Validasyon, yani ilaç üretilmeden önce
-
ki testler çok önemli. Uygunluk testini geçemiyor
-
sanız yabancı firma size ilaç üretimi izni vermi
-
yor. Yani milyon dolarlık yatırım durabiliyor. Bu
yüzden çok daha hassas çok daha titiz çalışma
gerekiyor. Tabii bu çalışmalarda hocamın da
bahsettiği gibi üç aşamada yapılıyor, genellikle
tasarımla ilgili kriterler var. Sağlık Bakanlığının,
yurt dışı firmaların, uygulama ile ilgili kriterleri
var, test devreye alma kriterleri var. Bir de ilaç fir
-
malarında kayıt, dökümantasyon ve organizas
-
yon tanımlayan G.M.P. dediğimiz iyi üretim tek
-
nikleriyle ilgili standartlar var. Bu da dökümantas
-
yonun, kayıtın organizasyonu nasıl yapılacağını
söylüyor. Yani bir ilaç fabrikasında 24 saat 365
gün boyunca partikül basınç, sıcaklık ve nem öl
-
çümü yapılıyor. Bir de bakteri ölçümü yapılabili
-
yor. Tasarım uygulamada ve test devreye alma
-
daki kriterler son olarak kayıt ve dökümantasyon
sistemi standartlar ilaç fabrikalarındaki HVAC
uygulamalarının belirli bir düzgünlük içerisinde
yapılmasını sağlıyor. Yani Türkiye’deki ilaç fabri
-
kaları HVAC uygulamalarının mükemmel oldu
-
ğunu söyleyebiliriz. Ama ameliyathanelere dön
-
düğümüz zaman Sağlık Bakanlığının belli bir
standardı yok. Yani cihazla ilgili bir standardı
yok. Test devreye almayla ilgili standardı yok. En
önemli parametre partikül ölçümü ve ilaç fabrika
-
larında sık sık yapılan bakteriyel partikül ölçümü
ameliyathanelerde maalesef yapılmıyor. Gelişi
güzel yapılmış projeler, gelişi güzel yapılmış
sistemler, işte split klimadan tutun da laminer
flow uygulamasına kadar çok farklı uygulamala
-
rı görüyorum, yani benim gözlemlerim bu. Ama
iyi çözümler de var. Onu da görüyorsunuz. Be
-
nim son olarak bu turda söyleyeceğim: Sağlık
Bakanlığının ilaç uygulamalarında olduğu gibi
ameliyathane HVAC uygulamalarında da stan
-
dartların oluşturması, tanımlanmamış kriterler
ve standartlar nedeniyle gereklidir. Tıpkı ilaç fab
-
rikalarında olduğu gibi ameliyathanelerde gerek
-
li test, ölçüm ve uygunluk (Validasyon) çalışma
-
ların belgelendirilmesinden sonra bir kurulun bu
ameliyathanede, ameliyat yapılır belgesi verme
-
si gerekir. Bu izni vermeden orada ameliyat ya
-
pılmaması lazım. Bu çalışmaları kimler yapabi
-
lir? Üniversiteler yapabilir, oda yapabilir. TSE ça
-
lışabilir, TÜBİTAK çalışabilir. Ameliyathaneler
-
deki bu boşluğu doldurmak lazım. Ameliyattan
sonra hastaya, enfeksiyon kapmaması için çok
pahalı ilaçlar yükleniliyor. Yurt dışında duyduk
-
larımız, ameliyat sonrası ölümler binde bir iken
Türkiye’de % 5’lerle ölçülüyor. Artı bir de enfek
-
siyon riskine karşı yoğun bakımda iki gün kala
-
cak hastalar 10 gün kalıyor ve tabii bunlar devle
-
tin giderleri arasında önemli bir yer tutuyor. Hal
-
buki HVAC sistemi mükemmel tasarlanmış uy
-
gulaması yapılmış, uygunluk sistemi alınmış
bir ameliyathanede ölüm oranları düşürülebilir
diye düşünüyorum.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Projelendirme aşama
-
sında uygulamalarla ilgili hijyen konusunda, me
-
kanik tesisatta hocamız Prof. Dr. Taner Özkay
-
nak’tan bilgi isteyelim.
Taner
ÖZKAYNAK
:
Ben önce tecrübelerim
-
den bahsetmek istiyorum, çok acı tecrübelerim
var. Üniversitede öğretim üyesi olduğum için
hastanelerde böyle problemler olduğu zaman,ör
-
neğin birkaç hasta aynı ameliyathanede arka ar
-
kaya öldüğünde genellikle bir çare olarak beni
arıyorlar. Bu çareyi arayanlar doktorlardan daha
ziyade hemşireler oluyor. Çünkü bir ameliyatha
-
nede ameliyat yapma koşullarının uygun olup
olmadığını ameliyattan önce ölçümlerle belirli
-
yorlar ve bir belge imzalıyorlar. Yani mesuliyet
hemşirenin üzerinde oluyor. Bu yüzden de bana
çeşitli devlet hastanelerinden zaman zaman te
-
lefonlar geliyordu, ama artık gelmiyor. Nedeni de
birazdan açıklayacağım.Telefon eden son gün
-
lerde ameliyathanelerde 4-5 tane eks olduğunu
söyleyerek havalandırma sisteminden şüphe et
-
tiğini ve bir bakmamızı istiyordu. Bende hemen
gidip inceliyordum. Hakikaten de hemşirenin
tahmin ettiği gibi felaket bir havalandırma siste
-
mi ile karşılaşıyordum. Mesela 1 ay evvel bir
ihale yapmışlar ve birkaç kaç tane ameliyatha
-
neye HEPA filtre koymuşlar, ama HEPA filtreleri
koydukları kasalar uydurma. Bir tenekecinin
yaptığı kasalarda hava HEPA’dan geçeceği yer
-
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
15
de yanından geçiyor. Hemşirelere bunları anlat
-
maya çalışıyoruz ayrıca sorumlu kimse varsa
çağırın onunla da konuşalım diyoruz. Ama ge
-
nellikle samimi olarak ilgilenen kimse çıkmıyor.
Birkaç kez gittim, hiç bir sonuç alamadım ve ben
de gitmez oldum.Benim teşhisim, doktorların bu
konuda ilgisiz ve eğitimsiz olması. Doktor arka
-
daşlarıma klima sisteminin önemini anlattığım
zaman şaşırıp kalıyorlar. Ben 1997 yılında Da
-
nimarka’da bir konferansa katılmıştım. Orada
konuşmacı bir Profesör Fransa’da yapılan bir
araştırmanın sonuçlarından örnekler vermişti;
1980’li yılların sonunda 90’lı yılların başında
Fransa’da ameliyathanelerdeki ölümlerin neden
-
lerini araştırılmış ve yaklaşık olarak yılda
20.000 kişinin ameliyathanelerde kaptıkları en
-
feksiyondan öldüğü veya çok ağır hastalandığı
saptanmış. Bunu zaman içinde doğru düzgün
klima yaparak önlemişler. Şimdi bizde de iyiye
gideceği yerde kötüye gidiyor. Apartmandan boz
-
ma hastaneler türedi son günlerde. Anadolunun
en küçük kasabalarında bile bunlar mevcut.
Bunlar da şartlar çok daha kötü. Mustafa Bey’in
demin söylediği gibi split klimalar veya pencere
tipi klimalar kullanılıyor. Ameliyatlar çok ilkel
şartlarda yapılıyor. Sağlık Bakanının çok acele
zorlayıcı bir yönetmelik çıkarması lazım. Bir de
sigortacıları bu konuda uyarmak lazım. Son yıl
-
larda Türkiye’de özel sigorta şirketleri faaliyetle
-
rini çok arttırdılar ve birçok insana da sağlık si
-
gortası sattılar. Bunları uyandırıp kuralına göre
klima edilmiş bir hastanede hastanın ameliyat
-
tan sonra 2-3 gün kalması yeterli iken, bir enfek
-
siyon kapmasıyla belki de 10-15 gün kalması
gerekeceğini anlatmak lazım. Bu sayede hasta
-
ne, doktor ve ilaç parasından muazzam bir ta
-
sarruf sağlanabilir. Sigortacılar bu konuda ikna
edilirse önemli ek bir zorlayıcı kuvvet kazanıl
-
mış olur. Yani dönüp dolaşıp yine bu konuda
zorlayıcı bir yönetmelik çıkarılmasına geliyoruz.
Benim bildiğim kadarıyla Sağlık Bakanlığının
böyle bir yönetmeliği yok ve herkes bir HEPA filt
-
re koymakla hijyen şartlarını sağladığını zanne
-
diyor.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Taner Bey’e teşekkür
ediyoruz. Buyrun Sayın Mobedi?
Moghtada M
OBEDİ
:
Iran uyrukluyum. 25 yıl
-
dır Türkiye’de yaşıyorum. Makina Mühendisliği,
ısı ve termodinamik dalında doktora yaptım. De
-
ğişik klima ve havalandırma ürünlerin tasarı
-
mında çalıştım, son yıllarda yoğun olarak hijye
-
nik klima ve havalandırma elemanları ve sistemi
üzerine yoğunlaştım. Konu ile ilgili bence bura
-
da iki husus üzerine durmak gerekir. 1) Her şey
-
den, önce temiz ortamlarda havalandırma siste
-
minin önemini izah etmek gerekir. Bu konu tam
olarak ve gerçek anlamda, mühendis ve mühen
-
dis olmayan kişiler tarafından bilinmemektedir.
Her hangi bir ortamda, temiz oda dahil olmak
üzere, partikül ve mikroorganizma transferi veya
yayılımını yok etmek mümkün değil. Bir ameli
-
yathanede, ameliyat ekibin her hareketi ile bin
-
lerce partikül yayılmaktadır. Böyle bir ortamda
partkül seviyesini düşürmek, ancak ortama te
-
miz ve filtrelenmiş hava verilerek ve partikül
konsantrasyonu yüksek hava emilerek mümkün
olmaktadır. Dolayısı ile havalandırmasız bir te
-
miz ortam düşünülemez ve olamaz. Havalandır
-
masız bir ameliyathane veya post-op olamaz.
Bunu herkes, doktoru olsun, hemşiresi olsun
herkes bilmelidir. Ameliyathanede havalandırma
yoksa veya çalışmıyorsa veya hatta perfor
-
manslı değilse, enfeksiyon riski yüksek demektir.
2) İkinci husus ise, hijyenik klima ve havalandır
-
mayı, normal konfor klima ve havalandırmadan
ayırmak gerekir. Konfor klima ve havalandırma
sistemlerinde, sistem tasarımı üç parametreye
göre yani, sıcaklık, nem ve taze hava oranına
göre yapılmaktadır. Hijyenik klima ve havalan
-
dırma sistemlerinde iki parametre daha ilave
edilmektedir. Partikül sayısı ve mikro organizma
sayısı. Yanı kontrol edilmesi gereken parametre
-
ler 5 adettir. Dolayısı ile sistem daha kompleks
ve karmaşık hale gelmektedir. Günümüzde hij
-
yenik klima ve havalandırma sistemleri tam bir
uzmanlık dalı haline gelmiştir. Bu nedenle, hij
-
yenik sistemlerin tasarımı ve montajının bu ko
-
nuda kendini yetiştirmiş ve eğitim almış kişiler
tarafından yapılması gerekir. Partikül ve mikro-
organizmanın önem taşıdığı ortamlar değişik
16
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002
bir şeklide ele alınmalıdır. Tasarımı farklı, mon
-
taj farklı ve testleri farklı olarak düşünülmeli, da
-
ha özen gösterilmeli, çoğu temiz oda uygulama
-
larında insan sağlığı söz konusu ve bu işin uz
-
manları tarafından yapılmalıdır. Burada belirtildi
-
ği gibi, ilaç sektöründe hijyenik ve temiz ortam
açısından kargaşa yaşanmıyor, ancak sağlık
sektöründe konfor klima ve havalandırma siste
-
mi ile hijyenik klima ve havalandırma sistemi
kavramları birbirine karışmış durumdadır. Hal
bu ki, bence konfor sistem ile hijyenik sistemi
komple birbirinden ayırmak gerekir. Hijyenik sis
-
temler için özel eğitimler düzenlenmeli ve bu işi
bildiğine dair sertifika verilmelidir.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Teşekkür ederiz. Söz
sizde Metin Bey.
Metin
KENTER
:
Benden önce konuşan
meslektaşlarım, içinde bulunduğumuz durumu
net bir şekilde ifade ettiler. Benim görüşüme
göre ise Temiz Odalarda dikkate alınması gere
-
kenlerden, birincisi hangi ortamlar için Temiz
Odaların kurulması gerektiği, ikincisi ise yapıla
-
cak olan Temiz Odalar ile ilgili kuralların çabuk
bir şekilde oluşturulmasıdır. Bu standartların
oluşturulmasında sadece tesisat mühendisleri
değil, aynı zamanda Temiz Odaları planlayacak
mimarlar, bu ortamlarda çalışacak olan uzman
-
lar ve gene bu ortamları denetleyecek olan bi
-
rimlerin de bu standartların oluşumuna katkı
sağlamaları gereklidir. Ben Temiz Odaları sınıf
-
landırırken ikiye ayırmayı doğru buluyorum:
Bunlardan birincisi ameliyathaneler ve ilaç üreti
-
minin yapıldığı hijyenik temiz odalar, diğeri ise
hijyenik şartların rol oynamadığı, ancak partikül
adedi ve büyüklüğünün önemli olduğu Temiz
Odalar olarak. Örneğin mikrochip üretimi; ilaç ve
mikrochip üretimi ile ilgili kurallar tüm dünyada
hemen hemen aynıdır. Ancak bugünkü toplantı
-
nın asıl konusu olan ameliyathanelerin iklimlen
-
dirilmesine geldiğimizde ise buradaki kuralların
uluslararası çalışan ilaç üretimi veya mikrochip
üretimindeki gibi olmadığı ve hemen hemen her
ülkenin kendine has kuralları olduğu gözlemlen
-
mektedir. Bu da kendi standardı olmayan Türki
-
ye’de bir kurallar karmaşasının oluşmasına se
-
bep olmaktadır. Bu karmaşanın önlenmesi için,
öncelikle steril iklimlendirme ve steril yapılaş
-
manın gerekliliğinin ve bununla ilgili olan kuralla
-
rın, Sayın Taner Hoca’nın dediği gibi sadece te
-
sisat mühendislerinin katılımı ile değil, aynı za
-
manda doktorların, mimarların ve ameliyathane
-
leri denetleyecek olan uzmanların da katılımı ile
oldukça çabuk bir şekilde oluşturulması gerek
-
lidir. Özellikle özel hastane sahibi doktorlara ste
-
ril iklimlendirme sistemlerinin gerekliliğini anlatır
-
ken, genellikle maliyet faktörü en ön plana çıkı
-
yor: Doktorların ilk sorduğu soru "Bu bana ne ge
-
tirecek? Benim hastanemde 3-4 hafta ameliyat
yapılamayacak, hastalarım bu yüzden başka
hastanelere gidecek" oluyor. Günümüzdeki reka
-
bet ortamında, hastane sahibinin görüşü açısın
-
dan bakıldığında bu soruyu sormak çok doğru.
Yatırım masrafı ve işletme masrafından daha
çok, iklimlendirme sistemi kurulurken kayıp ede
-
cekleri hastalar ön plana çıkıyor ve bunun kar
-
şılığını nasıl ve ne zaman alabileceklerini tah
-
min edemiyorlar ve Dr. Mustafa Bilge’nin dediği
gibi steril iklimlendirme sistemini kurmak yerine
hastaların oldukça pahalı ilaçlarla tedavisini ter
-
cih ediyorlar. Hastaların bakış açısından ise
hastanelerin kritik bölgelerinde steril iklimlendir
-
me sistemlerinin kurulması acil olarak gerekli.
Bunu sağlamak için hastanelerde steril iklimlen
-
dirme sistemlerini kurarken biz tesisatçıların ne
tür bir ameliyat yapıldığı veya bir işin nasıl ya
-
pıldığını tam olarak bilmediğimiz ortaya çıkıyor.
Steril iklimlendirme sistemleri kurulurken insan,
temiz malzeme, kirli malzeme, hasta, temiz per
-
sonel ve ziyaretçi akışının bilinmesi ve bunların
birbirine karışmaması çok önemli. Bunun dı
-
şında ameliyathanelerde ne tip ameliyatlar ya
-
pılacağı ve bu ameliyatların iklimlendirme tesi
-
satı açısından getirdiği yükleri de bilmek önem
kazanmaktadır. Örneğin kalp, kalça ve apandisit
ameliyatları birbirinden tamamen farklı şartları
gerektirmektedir. Bu ameliyathanelerin hepsine
aynı büyüklükte laminer akımlı tavan ünitesin
-
den geçirilmiş havalandırma sistemini önermek
hem işlev, hem işletme masrafları, hem de ya
-
tırım masrafları açısından oldukça yanlış olur.
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
17
Geçmişte sık sık yapılan bu yanlışlık bazı ope
-
ratörlerin laminer akımlı sistemlere soğuk bak
-
masına sebep olmaktadır. Bir örnek verecek
olursak; küçük seçilmiş olan bir laminar akımlı
tavan ünitesi operatörün ameliyat sırasında
üşümesine, ensesinin tutulmasına sebep olu
-
yor, dolayısıyla kalkıp "ben bu klimayı istemiyo
-
rum, uzun süre ameliyat yapamıyorum, kapatın
bunu" diyor, haklıdır. Bu iklimlendirme sistemini
planlayan proje mühendisinin ve uygulamayı ya
-
pan tesisat mühendisinin, yapılacak olan ameli
-
yatların ve ameliyathanenin özelliklerini bilme
-
den yapmış oldukları yanlış uygulamadan kay
-
naklanmaktadır. Bu da bizim yani tesisat mühen
-
dislerinin ameliyathanede operasyon sırasında
kaç kişi olacağı, operasyon aletlerinin ve medi
-
kal cihazların yerleşiminin nasıl olacağı, ameli
-
yathanede ne kadar ısı yükü olacağı vs. gibi ko
-
nularda daha fazla bilgilenmemiz ve steril iklim
-
lendirme sistemini gerekirse laminer akımlı ta
-
van ünitesinin büyüklüğünü, hava hızını vs. bu
bilgiler doğrultusunda seçmemiz gereklidir. Ame
-
liyathaneler ve yoğun bakım bölümündeki steril
iklimlendirme sistemi; bu analizler iyi yapılınca,
işlerliğini kazanır ve ameliyat sonrası enfeksi
-
yonlar ve enfeksiyonları önlemek için kullanılan
ilaçların azaltılması sağlanabilir ve yatırım öde
-
nekleri gerçekçi seviyelere çekilebilir.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Teşekkür ederim Metin
Bey. Buyrun İbrahim Bey.
İbrahim
BİNER
:
Metin Bey’in dediği gibi şu
ana kadar söylenen konular tabiiki gerçeklerin ta
kendisi. Yalnız bu gerçekleri dile getirirken olaya
daha sistematik bakmak gerekir. Ben biraz daha
ormana bakar gibi bakmak istiyorum. Şu ana ka
-
dar konuştuklarımızın hepsi Türkiye’nin gerçek
-
lerinden farklı değil. Herhangi bir sektörün her
-
hangi bir uygulamasının kesitinden çok farklı de
-
ğil. Tabii durum böyle olunca da işin içinde akıl
-
cı kullanım yani bilgiyi akıllı kullanıma yönlendi
-
rici bir devlet politikası olmadığı sürece bu olay
-
ları ferdi, en azından kurumsal olarak çözmemiz
çok zor. Çok ağır bedeller vererek çözüyoruz.
Türkiye gibi bilgiyi üretmeyi bırakın, bilgiyi akılcı
kullanımda dahi şu anda çabalamakta olan bir
ülkede birtakım şeylerin, bir takım kavramları
yerleşmesi, bir takım uygulamaların yerleşme
-
si için kesinlikle önce bilinçli bir devlet politikası
şart. Buradan başlamak lazım. Neden devlet?
Çünkü bugün baktığımız zaman bu konuda sağ
-
lık alanında yatırımlara baktığımız zaman yatı
-
rımların çok büyük oranda gücü ve kontrolü dev
-
letin elinde, bu bir. İkincisi, kural koyucu, kuralla
-
rı uygulayıcı ve bunların hangi iş bölümüyle ya
-
pılacağına karar veren yine devlet. Maalesef bu
şu anda böyle. Böyle baktığımız zaman bizim,
önce standartlardan başlamamız gerekiyor.
Standart koyucu kim yine devlet. Var standart,
yok değil. DIN1946’nın tercümesi yapıldı. Türk
standartları olarak. En azından taslak olarak ya
-
yınlanmıştı bir tarihte. Bu tabii olayın tümünü ta
-
rif eden standart değil, belli bir takım şeyleri ta
-
rif ediyor. Ama bu standartların alınması, işve
-
ren, yatırımcı veya devlet yatırımıysa bunun
kontrolü vesairesi anlamında isteklerin çok net
belirtilmesiyle başlıyor işlemler. Daha sonra bu
standartlara uygun tasarım yapılması. Tasarım
derken sadece mekanik tasarım değil, iş mima
-
ri tasarıyla başlıyor. Taner Hocanın çok değerli
katkıları var bu konuda. Mimari tasarımı yanlış
başlayan bir işin kesinlikle mekanik veya elekt
-
rik tasarımında ne yaparsanız yapın başarılı ol
-
mak mümkün değil. Bu konuda mimarlarımızın
herşeyden önce hastane veya hijyenik klima an
-
lamındaki bir mimari tasarımın ne olduğunu çok
iyi irdelemeleri gerek ve bilinmeli ki her mimar bu
tasarımı yapamamalı aslında, her tesisat mü
-
hendisinin bunun tesisatını yapamayacağı gibi.
Ancak Türkiye’de dediğim gibi biraz sap saman
karışıklığı bu konuda da mevcut, hatta üst bo
-
yutta. Yine işin özüne gittiğimiz zaman biraz ön
-
ce yine hocam çok net belirtti. İşin içine bir yap
-
tırım girmedikçe, yani sigorta kavramı girmedik
-
çe bizim ne hijyenik klimada, ne tesisatta ne de
herhangi bir konuda çok net olarak sonuçlar ala
-
cağımıza inanmıyorum. Bakın 1986-87’li yıllar
-
da klima Türkiye’de gelişmeye başladı. Ondan
önce çok münferit uygulamalardı. O zamanları
hatırlarsanız ki ben içinizde en gencim ve 22 yıl
-
dır bu sektörün içindeyim, 20 yılı aşmış süredir
18
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002
bu işin içinde olunca bir takım şeyleri daha iyi
görmeye başlıyorsunuz, klimanın ilk uygulan
-
masında bunlar yaşandı. 20 yıldır biz hala okul
-
dan mezun olan bir arkadaşımıza, meslektaşı
-
mıza herhangi bir klima uygulaması, herhangi
bir hijyenik uygulama ne derseniz deyin adına,
altına imza atma yetkisi veriyoruz ve Odalarımı
-
za kayıt olan bir mühendis rahatlıkla projelerin
altına imza atma yetkisine sahip oluyor. Yani bu
gelişmiş ülkelerin hiçbirinde yok, profesyonel
mühendislik kavramı diye bir şey var. Profesyo
-
nel mühendisliğin elde edilmesi çok ağır ve uzun
bir süreç istiyor. En canlı uygulamaları Ameri
-
ka’da mevcut. Avukatlıkta, doktorlukta veya
başka konularda nasıl lisans sonrası bir uzman
-
lık eğitimi varsa ve bu gerekiyorsa, tesisatta bu
-
nun hayli hayli olması gerekir. Bu profesyonel
mühendislik uygulamasından sonra işin içine
artık sigorta şirketleri girmeye başlıyor. Hangi
sigorta şirketi şu andaki altyapıyla böyle bir
şeyi sigorta edebilir. Hangi tasarımı sigorta ede
-
bilir? Hangi uygulamayı sigorta edebilir? Sigorta
şirketlerinden bunu beklemek mümkün değil şu
aşamada. Dolayısıyla çok sevdiğim, saydığım
sayın Celal Okutan’ın yıllar öncesinden beri bu
yapı kodları ve tasarımdaki profesyonel mühen
-
dis arayışlarında bizim süratle yol almamız la
-
zım artık. Bu konuda ben Odanın da öncülük et
-
mesini, hatta bu görevi mekanik tesisat konusun
-
da öncelikli hale getirmesini rica ediyorum. İşe
buradan başlayıp işin içine sigorta kavramı
koyduğumuz zaman konular kendi kendine çok
rahat çözülecek. Gerçekten çok kolay, çünkü bu
bilgi elimizde var, şu anda imalat ve ithalat anla
-
mında çok çeşitli malzeme var. Uygulamada
fazla eksiğimiz yok. Birincisi gerek montaj, ge
-
rekse montaj sonrası işletme, bakım, ne derse
-
niz deyin bunlara gereken bütçeler sağlanmalı
ve önem verilirse bunlar halledilmeyecek nokta
-
lar değil. İkincisi çok kısa olarak size birtakım
şeyler söyleyeceğim. Biraz önce Yüce Bey’in de
ifade ettiği gibi doktorlar bunların bir kısmını bili
-
yor. Bir kısmını belki tesisatla ilgili konuları pek
bilmedikleri için işi antibiyotik kullanarak çözme
alışkanlığı var. Bu bütün hastanelerde yaşadı
-
ğımız şey. Bakın bizim istatistikler bunlar ve bu
-
nun kaynakları var. Ameliyat sonrası enfeksiyon
nedeniyle 2001 yılı hastane yatış ortalaması:
ABD’de 1-2 gün, Avrupa Topluluğu’nda 2-3 gün,
Türkiye’de 12-13 gün. Ülkemizde Antibiyotik kul
-
lanma oranı AB’nin 7, ABD’nin 8 katı. 2001 anti
-
biyotik harcama miktarımız 6 katrilyon lira. 2001
yılında Türkiye’de yapılan ameliyat sayısı
1.638.098 adet. Nüfusumuzun %48’i 18 yaşın
-
dan küçük ve 2001 yılı yaş ortalamamız 26. Bu
-
na rağmen her yüz kişiden 38’i 50 yaşından ön
-
ce ölüyor. Bu Avrupa’daki en yüksek oran. 5 ya
-
şından küçük çocuklarımızın ölüm ortalamasın
-
da Yunanistan’ın 10 katıyız. Herhangi bir ameli
-
yathanenin havadan enfeksiyon kapılma riskini
100 olarak kabul edersek DIN1946 ve cGMP ku
-
rallarına uygun yapılmış ameliyathanelerde bu
oran %0,033’e düşüyor. Bunlar hep bilimsel ger
-
çekler. İnanılmaz etkisi var havalandırmanın
hastanelerdeki enfeksiyon kapma oranına. Siga
-
ra içen bir insanın ağzından sigarayı söndürdük
-
ten sonra 0,3 mikrondan büyük 4 milyar adet
parçacık çıkıyor. İnsanlar bir partikül yayma kay
-
nağı. Spor yapan bir insanda ise dakikada 25-30
milyon partikül yayılıyor. İşin bu boyutundan
sonra biraz önce bahsettiğim tasarının ne kadar
önemli olduğu ortada. Bakın bu rakamlar da ger
-
çektir: Örneğin 30’ar yataklı 10 servisi olan bir
hastanede sadece hemşire bankosunun yanlış
dizayn edilmesi halinde bunun getireceği ek ma
-
liyet yıllık 438.000 $. 10 ameliyathanesi olan bir
ameliyathaneler bölgesinin hatalı dizayn edilme
-
sinin getireceği ek maliyet yıllık 17.280.000 $.
Bunlar tabii ki Avrupa ölçekli hastanelerin istatis
-
tiklerinden elde edilmiş örnekler. Türkiye’de bu
rakamlar belki bir miktar az olabilir, yatırım tutar
-
larından dolayı, ama oranlar hiç değişmiyor. Bu
da tabi mimari ve tesisat dizaynının ne kadar
önemli olduğunu gösteriyor. Ama ondan önce bu
kuralların koyulduğu ortamların daha önce belir
-
lenmesi ve bu konuda adımların atılmasının ne
kadar elzem olduğunu görüyoruz. Belki 2. turda
uygulamadaki devlet ve özel sektör ağırlığı ko
-
nusunda bir takım istatistiki veriler vermeye çalı
-
şacağım. En azından elimizde olan değerler ve
işletme ve bakım konusunda bir takım şeyler
söyleyeceğim.
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
19
Meftun G
ÜRDALLAR
:
Aslında İbrahim Bey
çok enteresan istatistiklerden bahsetti. Biz
MMO’nun bir başka komisyonunda bundan 15
gün öncesindeki bir toplantıya Tabibler Birliği
Odası’ndan da bir temsilci çağırıp ameliyat ve
ameliyatlar sonrası antibiyotik kullanımı ve can
kayıpları konusunda kendilerinde veri olup olma
-
dığını sorduk. Ellerinde herhangi bir veri olmadı
-
ğını söylediler. İbrahim Bey ameliyat sayısına
kadar veriyor. Belki can kayıpları da vardır bu is
-
tatistiklerde. Gerçekten çok anlamlı, çok çarpıcı
rakamlar. Bizim, örneğin tesisatta enerji kullanı
-
mı anlamında –2000 yılından önceydi galiba–
ABD’nin 4 katı fazla enerji kullandığımız veya
yalıtım eksikliği nedeniyle enerji kayıplarımız
Avrupa’nın 3-4 katı olduğu bilgileri vardı. Ancak
doğrudan insan kaybına ilişkin verilere henüz
sağlıklı açıdan ulaşamamıştık. Bu açıdan ista
-
tistik çok önemli. Bunu devlet kurumları izliyor
mu bilemiyorum. Elimizdeki istatistikler devletMustafa
kaynaklı, onların teyit ettiği istatistikler mi bilemi
-
yorum ama buna göre bu toplantının amacı ko
-
nunun içinde olan insanların konuyu derleyip to
-
parlayıp devlet katındaki insanların önüne koya
-
rak buradan bir sonuç üretilmesini sağlayacak
bir girişim olmalı. İlk turda ilginç saptamalar ya
-
pıldı. Mesela burada ameliyat yapılabilir belgesi,
yani bu ameliyathanede ameliyat yapılabilir bel
-
gesi bana göre çok anlamlı bir şeydir. Veya si
-
gorta şirketlerinin bu işin içine dahil olabilmesi
bu şekliyle çok anlamlıdır. Tabii profesyonel mü
-
hendisliğin uygulanabilir hale gelmesiyle zaten
bu problemlerin hepsi ortadan kalkmış olacak.
Ancak en azından profesyonel mühendisliğin uy
-
gulanabilir noktasına gelene kadar neyin yapıla
-
mayacağını birilerinin tarif ediyor olması ihtiyacı
-
nın olduğunu düşünüyorum. Yani "Böyle ameli
-
yat olmaz, bu binada ameliyat yapamazsınız" di
-
yecek kurumlar olmalıdır herhalde bu ülkede.
Onlara bu inisiyatifi yükleyecek bir bilinçlenme
yaratabilirsek, ki kısa vadede sonuçlarının bu
olacağını düşünüyorum. Yoksa apartman altın
-
da ameliyathane yapmak veya herkesin önüne
gelen ameliyatı yapıyor olması doğrusu ülkemi
-
zin bugünkü seviyesinde kabul edilir şey değil
gibi geliyor bana.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Evet Meftun Bey bah
-
setti, İbrahim Bey bahsetti gerçekten bu işi bile
-
nin yapıp imza atması önemli. 19 Ekim’de Anka
-
ra’da Bölüm Başkanları-Oda toplantısı yapıldı.
Oda Türkiye genelinde üniversitelerin Makina,
Endüstri, Uçak Mühendisleri Bölüm Başkanları
ile toplantı düzenledi. Ortaya çıkan sonuç, ger
-
çekten Türkiye’de çok büyük bir eğitim dengesiz
-
liği olduğu. Mezunlar arasında çok büyük farklar
var. Bir bölüm başkanı “gelin Oda olarak benim
bölümümü denetleyin ve kapatın” dedi. Tabii
bunlar zamanla düzeltilmesi gereken konular.
Ama bizim mesleğimiz insan hayatıyla ilişkili
meslek olduğundan bizim özellikle çok hassas
olmamız gerekmekte. Mustafa Bey’in bu konuda
da söyleyecekleri vardır. 2. turda Mustafa Bey
söz sizin.
BİLGE
:
Ben bu turda da biraz daha
somut öneriler getirmek istiyorum, yani konu tar
-
tışıldı ortaya döküldü. Bundan sonraki süreçte
ilaç fabrikalarını konuşmuyoruz orada uygula
-
ma standartları ölçümler, kontroller yapılmak zo
-
rundadır. İlacın riski büyük, ameliyathanede bir
kişi kaybediyorsunuz ama hatalı üretimden do
-
layı çok daha kötü sonuçlar ortaya çıkabilir.
Ameliyathanelerdeki bu standart boşluğu nede
-
niyle–tabii standartlar dünyada hep sivil toplum
örgütlerinin desteğiyle çıkmış– insanların canı
yanıyor, bir de bizim vergilerimiz sokağa atılıyor.
Avrupa bina yapı kodlarında ameliyatla ilgili kod
-
lar var mı? Araştırılmasını gerekli görüyorum.
İkincisi Taner Hoca’nın dediği gibi sigorta bir
ayak, ama sigortacılara fazla güvenemiyorum.
Örneklemek gerekirse; Yangın konusunda bir bi
-
nayı sigorta ediyorsunuz. Mükemmel bir yangın
koruma önlemi var. Bir de bir bina var çok kötü.
Bu farklılık sigortalama tekniği ve ücreti anla
-
mında bizim için fark etmez diyorlar, yani o dere
-
ce Türkiye’de sigortada uzmanlaşma eksikliği
var. Sağlık Bakanlığıyla irtibata kim girebilir.
Şimdi bu konuda çalışma yapan Odamız var,
bir de ISKAV biliyorsunuz. Bazı üniversiteler IS
-
KAV’ın üyesi, dernekler üye. ISKAV’ın test-ayar
20
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002
anlamında hızlı ve önemli çalışmaları var. On
-
ların da hedefi ilaç ve ameliyathaneler. Bu çalış
-
maya ISKAV’ı katmak lazım. Bir de Tabibler
Odası var. Yani bu üçlü bir yapı Sağlık Bakanlı
-
ğına biraz baskı yaparak şunları talep edebilir:
1) Bazı istatistikler var ama Bakanlık ciddi an
-
lamda ameliyathanelerle ilgili bir istatistik yapabi
-
lir. Ameliyat yılda kaç adet yapılıyor? Ölüm ora
-
nı nedir? Verirler mi vermezler mi bilemiyorum.
Yatma süresi nedir? Antibiyotik tüketimi nedir? O
tip istatistiksel bilgiler alınabilir. 2) İzin verirlerse
ISKAV’ın belirli ölçü aletleri var, Oda da katılabi
-
lir buna. Ameliyathanelerdeki partikül ölçümü,
Hepanın DOP testi. Hepa hakikaten sızdırmaz
konulmuş mudur? Hepada yırtık var mı? sonuç
-
ta sıcaklık, nem, basınç, gürültü ve partikül ölçü
-
mü gibi 5 tane parametreyi ölçerek belgelendir
-
mek büyük bir çalışma olur. Türkiye çapındaki
bütün ameliyathaneler için testler yapıp, bir so
-
nuç çıkarılmalı. Yanında da bu desteklenmiş is
-
tatiksel veriler olduktan sonra herhalde Bakanlık
bir önlem alır diye düşünüyorum. Yani böyle
kapsamlı büyük boyutta çalışma hem insanların
sağlığı açısından hem de ülke ekonomisine kat
-
kı sağlaması açısından önemlidir, diyorum.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Mustafa Bey’e teşekkür
ediyoruz. Mekanik tesisatçıların bakışlarını ala
-
rak kendisi de bir noktada mekanik tesisat konu
-
sunda hijyenik faaliyetlerde bulunan. Yüce Bey,
mekanik tesisatın genel olarak içine girmiş. An
-
talya’da otellerin hijyenik açıdan mekanik tesi
-
satlarına, ağırlıklı olarak mikroorganizmalara yö
-
nelik, legoinella bakterilerine de yönelik, dezen
-
feksiyon konularına yönelik danışmanlık hiz
-
metleri veriyor. Kendisi mikrobiyoloji konusunda
da uzman. Şimdi Yüce Bey’in görüşlerini ala
-
lım.
Yüce
KAYABEK
:
Şimdi, burada birkaç nokta
var. Bir tanesi ameliyathanelerdeki tabii, hava
-
landırmanın birkaç çeşit olduğunu biliyorum.
Yani menfezlerin yerleriyle ilgili hava alışı ve ha
-
vanın çıkışıyla ilgili. Evet bununla ilgili hangi
yöntemin en iyi olduğunu sonuçta sizler biliyor
-
sunuz. Birinci kriter plan ve proje uygulamaları
-
nın, standardizasyonuyla ilgili prosedürlerin sizin
tarafınızdan belirlenmesi lazım. Bu görev sizin.
Bununla ilgili onaylama, vesaire gibi kanuni hü
-
kümlülüklerde sanıyorum sizin. Şimdi hastane
yönetiminden bahsetmek istiyorum. Hastane yö
-
netimi Hastane Müdürlüğü ve Başhekimlik ola
-
rak ayrılır. Başhekimlik, hastane müdürlüğü
başhekimliğe bağlı olmakla birlikte, genelde
hastanenin girdisine, çıktısına, satın almasına
ve teknik işlere bakmaz. Başhekim genelde
işin bilimsel kısmıyla ilgilenmekle beraber tabiiki
hastanenin primer sorumlusudur. Gelelim dok
-
torlara, Sayın Taner Hocam "doktorlar bu konu
-
da cahiller" dedi, evet çok cahiller. Gerçekten öy
-
leler, ancak aynı zamanda duyarsızlar. Cehalet
-
ten kaynaklanan bir duyarsızlık için evet diyebili
-
riz. Yani bilgisizlikten kaynaklanan bir duyarsızlık
söz konusu. Hastanelerde enfeksiyon kontrol
sistemleri vardır. Enfeksiyon kontrol komiteleri
düzenli olarak toplanır ve hastanelerdeki kayna
-
ğı tespit etmeye çalışır. Ancak bu komite içeri
-
sinde hastanenin teknik işlerden sorumlu kişiler
–genellikle mühendislerdir– bulunmaz, yer al
-
maz. Bunun temelini ben bu işlere girdikten son
-
ra anladım. Yapılması gereken işlerden birisi
bu. İkincisi acaba hastanedeki teknik işlerden
sorumlu mühendis, bu konuyla ilgili ne derecede
bilgili. Eğer bir kişi bir mühendis hastanede ça
-
lışacaksa veya bir sağlık sektöründe teknik an
-
lamda hizmet verecekse, onun ayrı sertifikalan
-
ması veya ayrı bir eğitime tutulması yine sizlerin
görevidir. Burada ciddi bir kopukluk var. Ben bi
-
raz önce toplantıda biraz bahsetmeye çalıştım.
İsim vermek istemiyorum, bir üniversitenin yeni
yapılmış klima tesisatını gözlüyoruz, gezerken
bazı şeylere dikkat ettim. İşte hava soğutmalı
klima tesisatı, daha sonra havalandırma...ve ha
-
va kanallarında otomasyon üzerine kurulmuş.
Basınç algılayıcılar var. Kendileri için bir sürü
yatırım yapmışlar, para harcanmış falan, sıcak
su sıcaklığı 38 °C. Yani inanılır gibi değil, peki
neden? Efendim hastalar duş almıyormuş veya
sıcaklık zaten 38 °C. Bu kararı kim aldı. İşte
hastane müdürü teknik elemana sormuş, o da
tamam demiş. Şimdi buradaki teknik sorumlu
bu konuyla ilgili. Yönetim bilmiyorsa, ki onların
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
21
da bilmesi gerekiyor. Yani iki taraflı bir cahillik du
-
yarsızlık var. Ve bu iki grup hiçbir zaman sağlık
kurumlarında bir araya gelmiyorlar. Teknik ser
-
visteki kişinin sıkıntısı "aman su kesilmesin,
aman sistemimde bir sorun çıkmasın o kadar"
hijyenle ilgili hiçbir çalışma söz konusu değil.
İşte bu konuyla ilgili hangi noktada birleşme
sağlanabilir! Sanmıyorum... Ben kendi kanaatimi
söylüyorum ve çok rahatlıkla söylüyorum bir me
-
mur olmadığım için rahatlıklada konuşabiliyo
-
rum. Bu işi Sağlık Bakanlığı aracılığıyla çöz
-
mek çok zor. Tabibler Birliği gibi bir kurum aracı
-
lığıyla, yani kurumsal. Nasıl MMO varsa, Türk
Tabibler Birliği, tabiblerin olduğu bir Odadır. Or
-
tak çalışma ve yaklaşım gerekir. Netice itibariy
-
le belli kararlar alınması için ortak toplantıların
düzenlenmesi gerekir. Geriye protokol ve prose
-
dürlerin sağlanması kalıyor. Yani ortak bir nokta
mutlaka sağlanmalıdır. Bu sağlanmadığı sürece
ne tek başına teknik servisdeki kişi bilgili de ol
-
sa derdini anlatabilir, ne de diğerleri sorunları çö
-
zebilir. Bu işte duyarlı olmakla çözüme ulaşıla
-
bilir. Söyleyeceklerim şimdilik bu kadar.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Teşekkür ederim. Sayın
Mobedi söz sırası sizin.
Moghtada Mobedi:
Ben ilk önce bir konuyu
vurgulamak istiyorum. Türkiye klima ve havalan
-
dır konusunda gerek teknik gerekse montaj açı
-
sından iyi bir seviyededir. Klima ve havalandır
-
ma konusunda çok bilgili kişiler vardır. Gerek
yerli üretilen cihazlar gerek ithal edilen cihazlar
genelde iyi bir kaliteye sahiptir. Özellikle son yıl
-
larda, yerli ürünlerin kalitesinin artması ve ithal
ürünler ile rahatlıkla rekabet etmesi oldukça dik
-
kat çekici ve sevincdiricidir. Ancak, hijyenik klima
ve havalandırma sistemlerinde daha önce de
dediğim gibi konfor kliması ile hijyenik klima kav
-
ramları birbirine karışmıştır. Bu iki konsept bir
-
birinden farklı olarak ele alınmalıdır. Konfor kli
-
ması ile hijyenik klima arasında çizgi çizmek ge
-
rekir. Bu konuda uzman olan kişi ile uzman ol
-
mayan kişiyi ayırmak gerekir. Hijyenik sistemle
-
re uygun cihazların özelliklerini belirlemek gere
-
kir. Konfor klimasına uygun bir cihazın hijyenik
sistemlerde kullanılması problem yaratabilir.
Peki, bu ayırım nasıl yapılabilir? Bence stan
-
dartlarla yapılabilir. Temiz ortam veya hijyenik kli
-
ma ve havalandırma sistemleri konusunda uz
-
man olan kişiler tarafından bir taslak standart
yazılmalıdır. Benim şahsı düşüncem, devletten
ziyade sivil toplum kuruluşlarının bu konuda ça
-
lışma yapmalarıdır. Bu konuda, Makina Mühen
-
disleri Odası veya Tesisat Mühendisleri Derneği
çalışma yapabilir. Bence, her şeyi devletten
beklemek doğru değildir. Örnek olarak, bugünkü
toplantı. Bence şu an toplantımız çok güzel bir
olaydır. Her hangi bir beklenti olmadan, özellikle
sağlık sektöründe yaşanan problemlere çözüm
bulmak için toplanmışız, konu tartışılyor ve in
-
celeniyor, çözüm yolları aranıyor. Bence bu ko
-
nuda, insanlar bilinçlendirilmelidir. Örneğin, sivil
toplum kuruluşlarının öncülüğü ile hijyenik klima
ve havalandırma konusunda sempozyum dü
-
zenlenebilir. Bu sempozyuma, ameliyathaneler
konsunda uzman kişiler davet edilebilir, mimar
-
lar veya hatta doktorlar davet edilir, üniversite
rektörleri davet edilir ve konunun önemi vurgula
-
nır ve bilgi paylaşılır. Bence, bu faaliyetleri sivil
toplum kuruluşlarının yapmaları gerekir, bir şe
-
kilde de finanse edilebilir. Toplum gerçekten ko
-
nun önemini biliyorsa, çoğu problemler çözülebi
-
lir. Seminerler, sempozyumlar, konferanslar, ya
-
yınlar konunun önemi konusunda önemli rol oy
-
namaktadır. Konunun önemini bilindikten sonra,
çözüm yöntemleri bulunur. Hatta bu konuda bir
dernek bile kurulabilir. Değişik ülkelerde Health
Care Society gibi bağımsız kuruluşlar vardır. Bu
konular bir yerde mühendislerin ve tıp adamların
ortak noktalarıdır. Bu dernek, Makina Mühendis
-
ler Odası içinde veya başka sivil toplum kurulu
-
şuna mesala tabipler odasına bağlı veya ba
-
ğımsız olabilir.
Standartlar konusunda ise, bence gene sivil
toplum kuruluşları öncülük yapabilir. Bu konular
-
da uzman, tasarımcılar, uygulamacılar ve aka
-
demesiyenler ile toplanıp, hijyenik klima ve ha
-
valandırma konusunda minimumlar konulabilir.
Örneğin, bir hepa filtre kutusunun sahip olması
gereken minimum veya en az özellikler ne olma
-
lı? Hepa kutu boyalı mı olacak, boyalı olacaksa
22
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002
nasıl boya olmalı veya paslanmaz mı olmalı? Bu
konularda ortak düşüncelere varılabilir ve Türki
-
ye’ye uygun standart oluşturulabilir veya yaban
-
cı bir standart herkes tarafından baz olarak ka
-
bul edilir ve detaylar konusnda çalışma yapılır.
Bu konuda, gerek sistem gerekse cihazlar ile il
-
gili en az (minimum) özellikler belirlenmelidir. Kı
-
saca, bence bu konularda devletten ve sağlık
bakanlığından bir şeyler beklemektense, sivil
toplum kuruluşları, sistem tasarımcıları, meka
-
nik müteahhitleri, akedemisyenler toplanmalı ve
bir şeyler yapmalıdırlar.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Teşekkür ediyoruz.
Mustafa Bey buyurun.
Mustafa
BİLGE
:
Sağlık Bakanlığını ben
önerdim, ama sanki yanlış anlaşıldı gibi. Ba
-
kanlığın yeterince bilgisi olsaydı zaten burda bu
toplantıyı yapmazdık. Herhalde bakanlık böyle
bir eksikliği görüyor ve hissediyor. Benim kanım
-
ca tabi biz hep devlete baktığımız gibi bakma
-
mamız lazım. Süreç çok hızlı gelişiyor. Burada
Bakanların kişilikleri de önemli. Tabipler Odası,
MMO, ISKAV vs. Hep birlikte Bakanlıktan yuka
-
rıda bahsettiğim çalışmaların kararını çıkartma
-
ya çalışmalıyız. Bu eksikliği görürse onlar da
söylediğim gibi, ameliyathanelerin belgelendirile
-
rek bundan sonra göreve başlaması.
Yüce
ATABEK
:
Araya girerek kısaca bir şey
söylemek istiyorum. Şimdi olay sürekli ameliyat
-
hanelerde yoğunlaştı. Yaklaşık 5 yıldır enfeksi
-
yoncu-hastane klinik-hastane deneyimimi söyle
-
yeyim Hastanede en büyük mortalite ve morbidi
-
te, yani ölüm ve hastalığın uzama riski yoğun
bakım ünitelerinde ve odalardadır. Ameliyatha
-
nelerde çok ciddi vaka sorunları yaşamazsınız
çıkışta.
Ama olayı şöyle değerlendirmek lazım Diye
-
lim ki solunumu durmuş bir kişi sürekli pompa
-
ya bağlanmış. Bunun bir bakımı var. Ortamdaki
bakterileri minimuna indirmeye çalışıyoruz. Bu
tip yerlerde kapılar bacalar açıktır, kimisi orada
oturur sigara içer falan filan, yani ortam çok fark
-
lıdır. Ama ameliyathanede yapamazsınız. Ameli
-
yathane yine de hastanenin en hijyenik bölümü
-
dür ama aynı hassasiyette olması gereken yo
-
ğun bakım ünitelerinde bunu sağlayamazsınız.
Hasta ameliyata alındığı süre içerisinde, ki olay
-
dan dolayı çoğu zaman enfeksiyon kapmaz da
-
ha sonraki bakım sırasındaki sorunlardan kay
-
naklanan enfeksiyonlar ciddi sorunlar oluşturur.
Bu arada hasta 1 ay yatar, 2 ay yatar orada, 15
gün yatar, işte o süre Türkiye’de bir türlü kısal
-
maz. Sürekli enfeksiyonlarla uğraşırsınız. Onu
bir çeşit antibiyotikle tedavi edersiniz. Diğer an
-
tibiyotiğe geçersiniz. Yoksa ameliyata alınan
hasta için, zaten genel kurallar vardır. Bir antibi
-
yotiği uygularsınız ameliyata girer sonra çıkar.
Ancak yoğun bakım hastaları ve tecrit odaları
çok daha ciddi enfeksiyonlar açısından risk
oluşturan yerlerdir. O konularda yurt dışı hasta
-
neleri –gelişmiş ülkelerden bahsediyorum– çok
çok daha titizdir. Bizde bu noktada yani ameliyat
sonrası bakım yeterli değildir. Tabi bu noktada,
biz ne yapabiliriz düşünüyoruz. Yani bu kimin
sorunu. Ama yinede o odanın bir standardizas
-
yonunun olması, işte çift kapıdan geçilecek. Na
-
sıl bugün otellerde bile ciddi standartlar vardır.
Örneğin mutfaklara girerken, mutlaka iki kapı
olacak, orada bir tane dezenfektan olacak, ga
-
loş giyilecek, kep takılacak... Ve gerçekten, say
-
dığım koşulları yerine getirmeyen kişiler mutfa
-
ğa alınmazlar. Hastanelerde de benzer standart
-
ların mimarı açıdan ve Tesisat açısından oluş
-
turulması gereklidir. Aynı şartların yani aynı
ameliyathane şartlarının, dediğim gibi yoğun
bakım ünitelerindeki takiplerde, uygulanması ge
-
rekiyor. Ameliyat olacak kişinin genelde immüni
-
tesi sağlamdır yani bağışıklığı iyidir. Fakat uzun
süre hastanede yatan kişilerin bağışıkları çok
düşüktür, zayıftır. Örneğin. Kronik böbrek hasta
-
sıdır, kanserdir, AİDS olabilir. İmmün komprimi
-
ze hastalarının bakımları çok daha önemlidir.
Yani özellikle hep ameliyathane üzerine yoğun
-
laştık, ancak bağışıklık sistemleri baskılanmış
olan ve uzun süre yoğun bakım ünitlerinde yat
-
mak zorunda kalan kişilerin bulunduğu mekan
-
lar üzerinde de önemle duralım.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Yüce Bey’e teşekkür
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
23
ediyoruz. Burada hocamız Taner Bey’in de söy
-
leyecekleri çok. Söz Taner Bey’in
Taner Ö
ZKAYNAK
:
Şimdi bu can kaybı ista
-
tisliklerine gelince burda bir şey söylemek istiyo
-
rum. Bu apartmandan bozma hastanelerde,
Sağlık Bakanlığının kontrol ettiği parametreler
-
den biri de yıllık mortalite adetleri. Benimsedikle
-
ri normal rakamlar var. Ancak bu rakamın üzerin
-
de olduğu zaman veya bir şikayet olduğu za
-
man o hastaneye müfettiş gönderiyorlar. İncele
-
meye alıyorlar. Bu tip hastanelerde ise teftişleri
önlemek için ameliyat sonrası kapılan enfeksi
-
yonların ciddileşmesi ve ölüm ihtimali oluşması
halinde hastayı hemen bir devlet hastanesine
sevk ediyorlar veya taburcu ediyorlar. Yani böyle
bir gerçek de söz konusu, bu nedenle istatistikler
de o kadar sağlıklı değil. Devletin yaptırdığı has
-
tanelerde işin çok acı olan bir yanı daha var.
Devlete bir ameliyathanenin klima sistemi örne
-
ğin 100 milyara mal oluyorsa, aslında bunu ku
-
rallarına uygun olarak piyasadaki iyi bir firmaya
50 milyara çok rahatlıkla yaptırabilirsiniz. Ama
bu devlete hem 100 milyara mal oluyor, hem de
ortaya çıkan şey de tam anlamı ile ucube bir
şey oluyor. Yani ameliyathane demeye 1000
şahit lazım. Bunun birkaç örneğine şahit ol
-
dum. İstanbul’da bile böyle hastanelere örnek
vermek mümkün.. Her şeyi devletten beklemek
hakikaten pek doğru olmaz. Öncülüğü yapsa
yapsa sivil toplum kuruluşları desteğiyle üniver
-
siteler veya bu konudaki tecrübeli tesisatçılardan
oluşan bir komite yapabilir. Böyle bir yönetmelik
taslağı hazırlayıp ondan sonra devleti bu taslağa
uymaya zorlamak bence daha iyi olur ve daha
kısa zamanda bir sonuç elde edilir.Tesisatçıların
dışında bu komitenin içinde mutlaka doktorların
ve mimarların da bulunması lazım. Mimarlar da
maalesef bu konuda çok cahiller. Örneğin bir
ameliyathane hijyenik olacak denildiği zaman
hemen duvarları, yeri fayans kaplıyorlar. Sanki
fayans kaplamayla bu iş oldu. Türkiye’de hala
hastanenin çoğunda doktorların ameliyat esna
-
sında giydikleri giysiler pamuktan yapılmış. Pa
-
muklu giysiler devamlı partikül saçıyor. Biraz ev
-
vel İbrahim Bey’in de dediği gibi, sentetik kuma
-
şa nazaran 10-15 kat daha fazla tanecik saçı
-
yorlar. Bu taneciklerin çoğu da 5 mikronun üze
-
rinde. Bakterinin çoğu bu 5 mikronun üzerindeki
taneciklere yapışarak geziniyor. Bu taneciklerin
1/20’si kadarının da bakteri olduğu biliniyor. Fin
-
landiya’da bu konuda bir araştırma yapılmış.
Ameliyathane klimasının en gelişmiş olduğu ül
-
kelerden biri Finlandiya’dır. 67 tane by-pass
ameliyatı sırasında ameliyathanede doktorların
yarısı pamuklu elbise giymiş, diğer yarısı ise
özel sentetik(non-woven) kumaştan yapılma el
-
biseler. Pamuklu giysilerle yapılan ameliyatlarda
aşağı yukarı 2 misli bir enfeksiyon tespit edil
-
miş. Bu nedenlerle hem doktorlardan hem mi
-
marlardan hem de tesisatçılardan oluşan bir
ekip Avrupa Birliğindeki ve ABD’deki uygulama
-
lardan da faydalanarak bir taslak hazırlamalı ve
ondan sonra Sağlık Bakanlığını, Bayındırlık Ba
-
kanlığını bunu uygulatmaya zorlamalıdır. Yoksa
onlardan beklersek daha çok bekleriz. Aşağı yu
-
karı 25 senedir bu işin içindeyim değişen hiç bir
şey yok. Yabancılar da dahil olmak üzere, Sağ
-
lık Bakanlığına birçok gruplar halinde gidildiğini
ve uyarıların yapıldığını bilirim. Bunu çok anlat
-
mışımdır. 1988 yılında Dünya Bankası Türki
-
ye’de ameliyathaneleri ıslah etmek için büyük
miktarda bir kredi verecekti.. Bunu duyan bir sü
-
rü firma ameliyathane yapmak ve teklif vermek
üzere Türkiye’ye geldi. Bu firmalardan bir tanesi
Etap Marmara Otelinin bir yatak odasında parti
-
kül konsantrasyonu ölçerek, bunu bir üniversite
hastanesinin ameliyathanesinde yaptığı ölçüm
-
lerle karşılaştırmıştı. Aşağı yukarı 10 misli ta
-
necik bulundu ameliyathanede. Bu rapor halinde
var. Aradan bu kadar zaman geçti hiçbir şey de
-
ğişmedi. Onun için yapsa yapsa bunu sivil top
-
lum kuruluşları yapar. Bizlere görev düşüyor.
Yani böyle bir göreve memnuniyetle katılırız.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Taner Bey’e teşekkür
ediyoruz. Metin bey’e söz verelim.
Metin K
ENTER
:
Benden önce konuşan
meslektaşlarım, içinde bulunduğumuz durumu
net bir şekilde ifade ettiler. Benim görüşüme
göre ise Temiz Odalarda dikkate alınması gere
-
24
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002
kenlerden, birincisi hangi ortamlar için Temiz
Odaların kurulması gerektiği, ikincisi ise yapıla
-
cak olan Temiz Odalar ile ilgili kuralların çabuk
bir şekilde oluşturmasıdır. Bu standartların
oluşturulmasında sadece tesisat mühendisleri
değil, aynı zamanda Temiz Odaları planlayacak
mimarlar, bu ortamlarda çalışacak olan uzman
-
lar ve gene bu ortamları denetleyecek olan bi
-
rimlerin de bu standartların oluşumuna katkı
sağlamaları gereklidir. Ben Temiz Odaları sınıf
-
landırırken ikiye ayırmayı doğru buluyorum:
Bunlardan birincisi ameliyathaneler ve ilaç üreti
-
minin yapıldığı hijyenik temiz odalar, diğeri ise
hijyenik şartların rol oynamadığı, ancak partikül
adedi ve büyüklüğünün önemli olduğu Temiz
Odalar olarak. Örneğin mikrochip üretimi; ilaç ve
mikrochip üretimi ile ilgili kurallar tüm dünyada
hemen hemen aynıdır. Ancak bugünkü toplantı
-
nın asıl konusu olan ameliyathanelerin iklimlen
-
dirilmesine geldiğimizde ise buradaki kuralların
uluslararası çalışan ilaç üretimi veya mikrochip
üretimindeki gibi olmadığı ve hemen hemen her
ülkenin kendine has kuralları olduğu gözlemlen
-
mektedir. Bu da kendi standardı olmayan Türki
-
ye’de bir kurallar karmaşasının oluşmasına se
-
bep olmaktadır. Bu karmaşanın önlenmesi için,
öncelikle steril iklimlendirme ve steril yapılaş
-
manın gerekliliğinin ve bununla ilgili olan kuralla
-
rın, Sayın Tamer Hoca’nın dediği gibi sadece te
-
sisat mühendislerinin katılımı ile değil, aynı za
-
manda doktorların, mimarların ve ameliyathane
-
leri denetleyecek olan uzmanların da katılımı ile
oldukça çabuk bir şekilde oluşturulması gerek
-
lidir. Özellikle özel hastane sahibi doktorlara ste
-
ril iklimlendirme sistemlerinin gerekliliğini anlatır
-
ken, genellikle maliyet faktörü en ön plana çıkı
-
yor: Doktorların ilk sorduğu soru "Bu bana ne ge
-
tirecek? Benim hastanemde 3-4 hafta ameliyat
yapılamayacak, hastalarım bu yüzden başka
hastanelere gidecek" oluyor. Günümüzdeki reka
-
bet ortamında, hastane sahibinin görüş açısın
-
dan bakıldığında bu soruyu sormak çok doğru.
Yatırım masrafı ve işletme masrafından daha
çok, iklimlendirme sistemi kurulurken kayıp ede
-
cekleri hastalar ön plana çıkıyor ve bunun kar
-
şılığını nasıl ve ne zaman alabileceklerini tah
-
min edemiyorlar ve Dr. Mustafa Bilge’nin dediği
gibi steril iklimlendirme sistemini kurmak yerine
hastaların oldukça pahalı ilaçlarla tedavisini ter
-
cih ediyorlar. Hastaların bakış açısından ise
hastanelerin kritik bölgelerinde steril iklimlendir
-
me sistemlerinin kurulması acil olarak gerekli.
Bunu sağlamak için hastanelerde steril iklimlen
-
dirme sistemlerini kurarken biz tesisatçıların ne
tür bir ameliyat yapıldığı veya bir işin nasıl ya
-
pıldığını tam olarak bilmediğimiz ortaya çıkıyor.
Steril iklimlendirme sistemleri kurulurken insan,
temiz malzeme, kirli malzeme, hasta, temiz per
-
sonel ve ziyaretçi akışının bilinmesi ve bunların
birbirine karışmaması çok önemli. Bunun dı
-
şında ameliyathanelerde ne tip ameliyatlar ya
-
pılacağı ve bu ameliyatların iklimlendirme tesi
-
satı açısından getirdiği yükleri de bilmek önem
kazanmaktadır. Örneğin kalp, kalça ve apandisit
ameliyatları birbirinden tamamen farklı şartları
gerektirmektedir. Bu ameliyathanelerin hepsine
aynı büyüklükte laminer akımlı tavan ünitesin
-
den geçirilmiş havalandırma sistemini önermek
hem işlev, hem işletme masrafları, hem de ya
-
tırım masrafları açısından oldukça yanlış olur.
Geçmişte sık sık yapılan bu yanlışlık bazı ope
-
ratörlerin laminer akımlı sistemlere soğuk bak
-
masına sebep olmaktadır. Bir örnek verecek
olursak; küçük seçilmiş olan bir laminar akımlı
tavan ünitesi operatörün ameliyat sırasında
üşümesine, ensesinin tutulmasına sebep olu
-
yor, dolayısıyla kalkıp "ben bu klimayı istemiyo
-
rum, uzun süre ameliyat yapamıyorum, kapatın
bunu" diyor, haklıdır. Bu iklimlendirme sistemini
planlayan proje mühendisinin ve uygulamayı ya
-
pan tesisat mühendisinin, yapılacak olan ameli
-
yatların ve ameliyathanenin özelliklerini bilme
-
den yapmış oldukları yanlış uygulamadan kay
-
naklanmaktadır. Bu da bizim yani tesisat mühen
-
dislerinin ameliyathanede operasyon sırasında
kaç kişi olacağı, operasyon aletlerinin ve medi
-
kal cihazların yerleşiminin nasıl olacağı, ameli
-
yathanede ne kadar ısı yükü olacağı vs. gibi ko
-
nularda daha fazla bilgilenmemiz ve steril iklim
-
lendirme sistemini gerekirse laminer akımlı ta
-
van ünitesinin büyüklüğünü, hava hızını vs. bu
bilgiler doğrultusunda seçmemiz gereklidir. Ame
-
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
25
liyathaneler ve yoğun bakım bölümündeki steril
iklimlendirme sistemi; bu analizler iyi yapılınca,
işlerliğini kazanır ve ameliyat sonrası enfeksi
-
yonlar ve enfeksiyonları önlemek için kullanılan
ilaçların azaltılması sağlanabilir ve yatırım öde
-
nekleri gerçekçi seviyelere çekilebilir.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Evet Metin Bey teşek
-
kür ederiz. Buyrun İbrahim Bey.
İbrahim B
İNER
:
Şimdi konu özel sektörden
devlet konusuna kayar gibi oldu. Bu konuda faz
-
la dağıtmadan bir şeyler söylemek istiyorum. Bu
işi devlet üzerine atmak, sadece devleti vazife
-
lendirmek demek istemedik. Biraz önce gerek
ben, gerekse Mustafa Hocam devletin bu alanda
çok önemli bir partner oduğunu söylemeye ça
-
lıştık. Şimdi devletin 1980’den sonra özellikle
sağlık sektöründe olduğu gibi birçok konuda ne
-
den zayıflatıldığını aşağı yukarı hepimiz biliyo
-
ruz. Devleti akılcı yaklaşımda bulunmayan bir
ülkenin özel sektörünün de akılcı yaklaşımda
bulunması bence mümkün değil. Avrupa ülkele
-
rinde, o ülkenin vatandaşları da devletini acıma
-
sızca eleştirir, bizim ülkemizde olduğu gibi. Dev
-
letin bu konudaki önemini yadsırsak, bazı sivil
toplum örgütlerinin hareketleriyle bunun doğaca
-
ğına inanırsak, geçmişteki bir takım yanılgılara
düşeriz gibi geliyor bana. Bir örnekle bunu güç
-
lendirmek istiyorum: Firmamız bu sektöre aşağı
yukarı 1990’lı yılların başlarında girdi. Çünkü
biraz önce Taner Hoca’mın dediği gibi Dünya
Bankası kredileriyle Türkiye’de alevlendi bu ko
-
nu ve o tarihlerde Türkiye’de bu konunun uzma
-
nı, gerçek anlamda konuyu bilen ne bir tasarım
-
cı, ne bir firma gerçek anlamda yoktu. Hiç bir
şey yoktu ve bu eksikliği gidermek üzere tabii bi
-
raz da ticari kaygılarla çok çabuk bir reorgani
-
zasyonla biz bu konuya girdik. Bununla ilgili de
bu konuda dünyanın en gelişmiş ülkeleri biraz
önce Taner Hoca’nın dediği gibi Finlandiya, Al
-
manya, özellikle İsviçre firmalarıyla görüşmede
bulunduk. Aslında o kadar da zor, bilinmeyecek
şeyler değil. Hepimiz şu anda tecrübeleriyle o
ülkelerin firmalarıyla masaya oturur hale geldik.
Sorun nerede peki? Sorun şurada: Biraz önce
dedik, standarttı, uygulamaydı, kontroldü, sigor
-
taydı, sorun bunların bütünü. Burada en önemli
sorunlardan bir tanesi biraz önce dediğimiz gibi
devletin bu işe yeteri kadar kontrol desteği ver
-
memesi. Devlet yatırımları küçümsenecek bo
-
yutta değil, sıhhi ve hijyenik sektörde. Biz bu iş
-
de yaklaşık 10-12 yıl içinde yaklaşık 61 adet
hastane, 296 adet ameliyathane uygulaması
yaptık firmada ve hala da uygulamaya devam
ediyoruz. Bu 61 tane hastanenin 8 adeti özeldir,
4 tanesi yurt dışındadır, geri kalanı devlet yatı
-
rımıdır. Burada çok önemli bir ayrıntıya girmek
istiyorum, devlet bu işi yapıyor, özel sektör yap
-
mıyor yanılgısına düşmeyelim. İddia ederim ki
yapılmış olan yeni uygulamalarda, yani DIN
1946-4’e göre projelendirilmiş uygulamalar için
-
de devletin yatırımlarının oranı %90’dır. Ancak
ne yazık ki bakım ve işletme anlamında durum
hiç de içaçıcı değildir. Hocam az önce örnek ver
-
di, split klimanın gerçekten lüks kaldığı ameliyat
-
haneler gördüm, hem de laminer flow tavanlı. Bu
kadar çarpık bu kadar saçma sapan tesisatlı, bu
kadar çok paranın boşa harcanmış olduğu bir
yeri herhalde dünyanın başka bir yerinde gör
-
mek mümkün değildir. Bunun altında ne yatıyor?
İşte özel sektördeki biraz önceki hastanenin
personelinden başlayıp tasarımcısından ve uy
-
gulamacısından hatta malzeme veren firmaya
kadar, bu işin içindeki iyiniyetli bilgisizlik, ama
bir parça da işin aslını kurcaladığımız zaman ti
-
cari kaygılar yatıyor maalesef. Apartmandan
bozma hastanelerde iş gerçekten daha zor.
Apartmandan bozma hastanelerle dolu İstanbul.
Anlı şanlı özel hastaneler ve biz gittiğimiz za
-
man bir takım yerlere, bizden istekleri duyduğu
-
muz zaman tüylerimiz diken diken oluyor. Yani
uygulamadık bugüne kadar ama nereye kadar
uygulamazsınız. Ticari kaygılarla çalışan firma
-
larımız var. Sorunu bir parça da özel sektörün
kendi içinde aramak lazım. İşte devlet burada
çok önemli bir noktada. Devletin kontrol meka
-
nizması altında çalışır özel hastaneler, Sağlık
Bakanlığı’nın altında çalışır. Burada bir kontrol
yoksa herşeyi devletten bekleriz anlamında de
-
ğil, ama devletin önemli olan bu kontrolü yapma
-
sından kaynaklanan düzelmelere ihtiyaç var. Her
26
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002
şeyin başı bundan sonra gelecektir, bu bir. İkin
-
cisi elde edilen bilgilerin, istatistiklerin, verilerin
anlaşılması, oluşturulması, hatta devlete akta
-
rılması konusunda bir takım arkadaşlarım öne
-
ride bulundu, çok doğrudur. Ben bu konuda ge
-
rek Odamızın, gerek sektörle ilgili diğer dernek
-
lerin TTMD, ISKİD, ISKAV gibi ve hatta hatta Ta
-
bipler Odası gibi kuruluşların ortak çalışmala
-
rıyla çok değerli bilgileri toparlayıp, belli bir takım
yerlere ulaştırabileceğine inanıyorum. Bu konu
-
da ISKİD yönetiminde bir çalışmayı önümüzde
-
ki dönemde başlatmaya niyetliyiz. Sivil toplum
örgütlerinin yapması gereken ilk şey buradan
başlıyor, çünkü bilim tanımla başlar diyoruz,
daha tanım yapamıyoruz, neredeyiz ve nasılız
diye. Bir başka konu, yeni cihazların, yeni kulla
-
nılan sistemin, cihaz seçiminden uygulamasının
sonuna kadar olan süreçteki yaptığımız hataları
çok fazla abartmamak lazım. Bunlar çok kolay
bir takım önlemlerle düzeltilecek konular. Fakat
bunun uygulamasına girince işin içinde ticari
kaygılar yattığı için bazı şeyler uygulanmıyor.
Bir örnek vereyim. Bugün herhangi bir hastane
projesi özellikle bütçesi kısıtlı bir özel hastane
projesine teklif verin, teklif veren firmalar bunu
çok iyi bilir. Hijyenik klimalar var. Hijyenik klima
-
nın tarifini kendileri yapmazlar, ondan sonra içini
paslanmaz çelik yapıp herhangi bir santralı ve
-
ren firma, hijyenik santral verdi olur. Bu da çok
hoşuna gider tabi yatırımcının çünkü gerçek
anlamda santral 10 liraysa 3 liraya almaya bakar.
Orada ettiği 7 liralık tasarrufu daha da ileriye gö
-
türür, onun HEPA filtresini temizlemeye kalkar.
Onun işletme personeline 3 kuruş para ver
-
mez. Sigorta yapmaz. Bunun kökü sonu gelme
-
yecek şeyler. Hepsinin altında dediğim gibi tica
-
ri kaygılardan başlayan bir takım süreçler var.
Biraz önce doktor Yüce Bey dedi ki, “eğitim, has
-
tane personeline işletmeciye eğitim. Sertifika
-
landır”. Hastane yönetimi veya yatırımcısı bu
-
nun parasını ayırmazsa devletin bütçesinden
sağlığa ayrılan paralar bu kadar komediyken ne
-
yi nasıl yapacaksınız, kimi eğiteceksiniz, eğittiği
-
niz personeli nasıl tutacaksınız? Bunlar artık si
-
nek avlamak. İşin bataklık kısmını görmeden
bunları irdelemeden gerçekten çok fazla sonuç
alacağımızı zannetmiyorum ama, burada bir tek
ön çalışma veya acil çalışmada şunlar yapıla
-
bilir: Bir takım baskılardan korkmadan özellikle
İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük kentlerde fısıl
-
tı gazetesi bile çok önemlidir ama belki bunun
çok daha ilerisinde Tabipler Odası, sektördeki
hastaneleri, aynı oteler nasıl derecelendiriliyor
-
sa, bir yıldız, 5 yıldız gibi, hastaneleri de bir an
-
lamda hijyenik açıdan sınıflandırabilir. Ve bu
korkmadan yapılırsa yarın bir gün ticari kaygılar
hemen azalacaktır. Bizim de bunu almamız la
-
zım gibi bir yaklaşımla bunlar düzelecektir. Bir
takım şeyleri dürtmek lazım. Son bir şey, bakın
biraz önce Metin Bey dedi ki, biz bir takım şey
-
leri bilmiyoruz. Hayır biliyoruz, katılmıyorum.
Çok şey biliyoruz ancak bu bilgileri uygulayacak
zemin bulmakta zorlanıyoruz. Biz şu anda diyo
-
ruz ki doktor laminer flow altında üşüyor adam
onu kapatıyor. Sağlık Bakanı gelmiş bir hasta
-
nede “Bunu kaldırın demiş”. Meftun Bey’in ma
-
kalesinde okudum doğrudur. Ama bunları kü
-
çümsememek lazım. Bunlar doğaldır, bilinme
-
yen ortamda. Bu bilgi var, hatta bir örneğini de
söyleyeyim. Biz bugün laminer flow mu olsun,
yoksa yuvalı HEPA filtre mi olsun tartışmasını
yaparken bir İsviçre firması şu anda laminer
flow’un altında, ortadan tek bir ışık olursa ne
olur, hava dağılımı yandan olursa ne olur, yatak
laminer flow’un ortasındaysa farkı ne olur, ya
-
nındaysa ne oluru araştırıyor ve sonuçlara varı
-
yor. Adam artık laminer flow ile bilmem neyi kar
-
şılaştırmaktan çıkmış laminer flow’un altında
-
ki hava partiküllerinin hareketlerini inceliyor.
Şimdi sonuçta, bu tartışmaların benzerleri
bizim sektörde farklı konularda daha önce de ya
-
şandı. Çok doğal bir süreçtir. Bundan her sefe
-
rinde geçeceğiz. Bundan kurtuluşumuz yok. El
-
bette tartışacağız. Ancak temel bir takım nokta
-
ları atlayarak veya kabüllerimize yanlış nokta
-
lardan başlarsak sonuçları almak biraz zor olu
-
yor ve bedellerini ağır ödüyoruz. Bu anlamda
bence artık bundan sonra bu konu üzerinde ger
-
çekten bilimsellikten uzak popülist yaklaşımda
bulunmamak en başta firmaların görevi olmalı.
Ondan sonra idarelerin ve yatırımcıların bir bilgi
-
lendirme görevi olmalı ve bunların kontrol ve ta
-
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
27
kibinde de madem sivil toplum örgütleri bu kadar
önemli, bir parça da onlar bu görevi üstlenmeli.
Korkmadan, çekinmeden gördükleri yanlışlıkla
-
rı tabiiki yaralamadan belki daha yapıcı yakla
-
şımlarla bildirmenin bir yolunu bulmalı. Teşek
-
kür ederim.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Son önerileri
Yüce
Bey’den başlayarak alalım.
Yüce KAYABEK:
Sonuçta uygulamayla ilgili
veya yaptırımlarıyla ilgili Sağlık Bakanlığının ve
-
ya Bakanlıkların kararları her zaman için en cid
-
di yaptırım. Özellikle devlet hastanelerinde bili
-
yoruz ki sorunlar çok daha ağırlıklı. Yani hep
özel hastanelerden bahsettik. Ama her ne olursa
olsun ikincil bakım açısından benim düşüncem
istatistiki verilere veya çalışmalara dayanan bir
şey değil, ama gözlemlerle ilgili söylüyorum, en
azından legionellalarla ilgili bir soğutma kulesi
dolaştığım zaman biraz önce gösterdiğim fotoğ
-
raftaki gibi böyle üzerinden ağaçlar çıkan soğut
-
ma kulelerini ben hastanelerde, hastanelerin ku
-
lelerinde gördüm. Diyeceksiniz ki neden temiz
-
lenmiyor. Bu konuyla ilgili hiçbir bilgi yok. Tama
-
men bilgi eksikliğinden kaynaklanıyor diye dü
-
şünülebilir. Bir iki şey daha söylemek istiyorum.
Hepimizin burada toplanmasının sebebi bazı ko
-
nulara özellikle bu konuya katkıda bulunabilmek.
Sağlık Bakanlığında bugün bulaşıcı hastalıklar
Şube müdürü kimdir? İllerdeki sağlık müdürleri
kimdir? Normalde bulaşıcı hastalıklar şube
müdürü veya çevre sağlığıyla ilgilenen kişinin
kim olması lazım. Ben size söyleyeyim. Bulun
-
duğum ilde, Bulaşıcı hastalıklar şube müdürü
ve sağlık müdürü pratisyen hekim bir arkadaşı
-
mızdır. Çevre sağlığına bakan müdür bey de öğ
-
retmen kökenlidir. Şimdi sonuçta eğitim dedik,
ondan sonra devletin yaptırımı dedik. Belki bu
zaman içerisinde düzelecektir. Bu toplantının bir
başlangıç olacağına inanıyorum. Yani bundan
sonraki kademede mimarlara ihtiyaç duyuluyor
-
sa toplantı için böyle bir olayın çözümü için onla
-
rın da katılmalarının gerekliliği muhakkaktır.
Ameliyathaneler için ameliyathane sorumluları
anestezistlerdir. Anestezistler ve cerrahlar gele
-
bilir. Tabibler Odasından, genelde eğitim düzeyi
yeterli olan ve bu konuya ağırlık veren kişiler
gelebilir, ameliyathane sorumlusu anestezistler
-
dir. Onların da fikirlerini almak lazım. Zaman
içinde sanıyorum konuyla ilgili mesleki portföyü
daha fazla genişletmek gerekiyor. Ortak nokta
-
lara varabilmek için. Bu çok önemli. Bildiğim ka
-
darıyla Türkiye’de 800 farklı meslek varken
Amerika’da 4500 meslek varmış. Herhalde Tür
-
kiye’de zaman içerisinde bu meslekler işte bu
tip toplantılarla veya ilgi alanlarıyla ortaya çıka
-
caktır diye düşünüyorum ve bu toplantının bir
başlangıç olmasını diliyorum. Ayrıca beni bura
-
ya çağırdığınız için ve bana söz hakkı verdiğiniz
için, sizlerle tanışmaktan dolayı çok mutlu oldu
-
ğumu belirterek sözlerimi bitiriyorum ve çok te
-
şekkür ediyorum.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Katkılarınız için biz
özellikle teşekkür ederiz. Taner Hoca’mızda
söz.
Taner ÖZKAYNAK:
Vurgulamak istediğim
son konu, ameliyathane klimasıyla ilgili herkesin
dilinde olan bir DIN 1946/4 normu var. Birçok te
-
sisatçı bu normun neleri kapsadığını bilmiyor,
yani bu normu alıp okumamış. Bir kere en baş
-
ta işe bu normu ulusallaştırmakla başlamak la
-
zım. Devlet ihalesini alan bir müteahhit hemen
tesisatçının kapısını çalarak DIN 1946’ya uygun
bana bir sistem verin diyor. Genellikle kendisi bu
-
nun ne anlam ifade ettiğini katiyetle bilmiyor, te
-
sisatçı ne derse ona inanıyor ve onun önerdiği
malzemeleri alıyor, sistemi kuruyor. Genellikle
de hatalı bir sistem oluşuyor. Şimdi bu normu
anlaşılabilir bir hale getirebilirsek, basite indir
-
gersek iş daha kolaylaşır. Aynı konu mesela la
-
miner flow(LF) cihazları için de geçerli. İbrahim
Bey’in dediği gibi. Şimdi bir DIN yorumu var. LF,
DIN 4799 uygun test edilmiş denildiği zaman fi
-
yatı 4-5’e katlanıyor. Halbuki bu laminer flow de
-
diğimiz cihaz havayı üniform olarak dağıtan, al
-
tında da belirli bir tanecik konsantrasyonu bulu
-
nan bir cihaz. Böyle bir bilim harikası bir şey de
-
ğil. Ama bunu DIN’e uygun olarak test edilmiş
olma şartına bağladığınız zaman fiyatı 4-5’e
28
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002
katlanıyor. Hastane sahipleri de bu nedenle bu
-
nu almaktan çekiniyorlar. Halbuki bunu biz yerli
piyasada imal edersek ve ISKAV gibi bağımsız
bir kuruluş tarafından denetlenmesini sağlarsak
herkesin kullanabileceği bir cihaz haline dönü
-
şür. Kısacası sonuç olarak arkamızda devlet ol
-
madan hakikaten de bunu gerçekleştirmemiz
çok zor. Kuralları koyup, uygulamasını yaptırıcı
güç ancak devlet olabilir. Bizler ortaya somut bir
şeyler çıkarabilirsek ancak ondan sonra devlete
bir şey söyleme hakkımız olur.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Teşekkürler Taner Bey.
Mustafa Bey buyurun.
Mustafa BİLGE:
Ben zaten söyleyeceklerimi
ifade etmiştim. Ama burada birkaç not aldım o
konuları açıklayarak bitirmek istiyorum toplantı
-
yı. Metin Bey’in ısrarla söylemek istediği bir şey
var. Laminer flow’a göre bir ameliyathanedeki
hava değişim sayısı belirlenemez. Doğru teş
-
his tabii. Ben herkesin soğutma yükü hesabı ya
-
parak hava debisini hesap ettiğini, bu değeri sa
-
atte hava değişim sayısı ile mukayese edilip
hangi hava debisi fazlaysa onu almaları gerekti
-
ğini ve hepa filtreyi de bu debiye göre seçmeleri
gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde laminer
flowa göre hava debisi belirlemek doğru bir yön
-
tem değil, yani binanın ısı kazanç yükü çok
önemli bir parametredir. Bir de biz birden split kli
-
madan, laminer flowa geçtik. ABD’de ve Avru
-
pa’da daha önce bahsettiğimiz hepa filtreler da
-
ha ucuz. Yani 100.000’le 10.000 klas arası te
-
mizlik sınıfını sağlayabilecek, ameliyatta saatte
20-30 değişim yapabilecek odaya 4-5 tane hepa
filtre koyarak da yine alttan emişli paslanmaz
menfezlerle ameliyathanede belli bir klası yaka
-
lamak mümkün. Biz o süreci yaşamadık, yani
hızlı bir şekilde laminer flowa geçtik, dünya ora
-
ya gittiği için oraya gittik. Tabii bocalama var.
Aradaki o süreci yaşamadığımız için hem uygu
-
layıcılarda hem projecilerde bu açık var. İmalat
-
çı firmalar ya da tedirakçi firmaların Türkiye tem
-
silcisi olan firmalar bu boşluğu doldurmak için
uğraşıyorlar. Bu boşluğu doldurmanın yolu
yöntemi için bugün Oda bir adım atıyor. Bugün
konuştuklarımızın burada kalmaması lazım. Ta
-
sarımdan, uygulama kriterlerine, cihaz seçim
tekniklerine kadar, ameliyathanelerdeki ölçüm
kriterlerine kadar uzun bir yol var önümüzde.
Odanın bu çalışmaya adım atması lazım diye
düşünüyorum. Hep ilaçtan alıntılar yapıyorum
bir de hocama bir şey söylemek istiyorum. Ho
-
cam yaptığı konuşmada biraz dikkati yoğun ba
-
kıma çekti. Doğru ama bu baskı haline geldiği
zaman yanlış yorumlayanlar olabilir. Ameliyat
-
hanelerde ölüm oranı düşük yoğun bakımda
daha yüksek diye. Her ikisinde de riskimiz var,
yani yoğun bakım kadar ameliyathanede de ris
-
kimiz var. Tabii bir ameliyathane kliması dediği
-
miz zaman sadece ameliyathaneye klima yapıl
-
maması lazım. Bir zon belirlenmesi lazım. O zo
-
nun içerisinde koridor da dahil ameliyathaneler
ve yanında yoğun bakımlar, airlock dediğimiz çift
kapılı sistemler, değişim odalarıyla bir bütün
olarak tasarlanmalıdır. Ama bizde mimarlar bir
bakıyorsunuz yoğun bakımı steril bölgenin dı
-
şında tasarlıyorlar. Terminal hepa filtreyle hava
üflemenin ya da santral içi hepa filtre kullanarak
yoğun bakımda da klası yükseltmek mümkün.
İlaçta biliyorsunuz üretilen ürünle ilgili Bakanlığa
karşı sunumlar bir kişi ve o kişinin ameliyatha
-
nenin temizliği, mimari anlamda temizliği, giriş-
çıkış yöntemleri hepsi bunların prosedürlerinin
yazılı olası lazım. İnsanlar nasıl elbise değişti
-
rir, temiz odadan diğer odaya nasıl girerler, Sant
-
rallerin çalışması mantığı nasıldır tüm bu pro
-
seslerden sorumlu bir kişinin olması gerekir.
Mesela enerji tasarrufu diye santraller durdurulu
-
yor. Bakteri ile uğraşıyorsunuz. Burada 2-3
kwat’lık fanlar kullanıyorsunuz. Elektrik tasarrufu
yapalım derken, temizlik anlamında sistemi riske
atıyorsunuz. Onun için santraller 24 saat maksi
-
mum debiyle çalışması lazım. İlaçtaki o disiplin
ameliyathanede gerekli sorumlu bir kalite güven
-
ce, adını koyamıyorum ama uygulama esnasın
-
da ve teslim etme sürecinde evrakları ve dökü
-
mantasyonları ve test sonuçlarını teslim alacak
ve sistemin sorumluluğunu taşıyacak bir kişinin
yada grubun olması gerekli diye düşünüyorum.
İlgili ölçümler periyodik olarak yapılması lazım.
Bir de örnek vereyim mesela. İstanbul’da bir üni
-
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
29
versite hastanesi ilik nakil merkezi yaptık. Bize
bir müşteri geldi ben bağış yapmak istiyorum
böyle bir sistem kurar mıyız diye. Bizdeki ilaçta
-
ki bilgilerimizi kullanarak, biraz da araştırarak
kurduk. Çok da iyi sonuç verdi. Yani bir hastanın
200.000 doları gidiyor. İngiltere’de ilik nakli bili
-
yorsunuz ameliyathane gibi değil bağışıklık çok
düşüyor. Bulunduğu ortamın steril olması lazım.
Yani hepa filtreli bir yerde 15-20 gün kalması la
-
zım. Bu işler için 200.000 dolar ödenirken 50-60
bin dolara böyle bir sistem kuruldu. Yüzlerce
hasta buradan geçti. Ama bunu teslim ettiğimiz
üniversite hastanesi bir mühendis bulamadı. 2
tane teknisyeni var üniversitenin biri elektrik, biri
mekanik, ancak genel sistemler ile ilgilenebiliyor,
HEPA filtreyi hiç görmemiş, klima santrali ve
otomasyon sistemini tanımayan kişilere böyle
bir sistemi teslim etmek çok zor. Biz tabii insaniSon olarak ise, bu toplantının özellikle hasta
nedenlerle 1 sene gidip filtrenin temizliği, şuyu,
buyu yapıldı, ama artık bir yerde duruyorsunuz.
Hep hemşirelerle muhatap olduk. Taner hoca
-
nın dediği gibi çok büyük bir kadro eksikliği var.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Teşekkür ediyoruz. Sa
-
yın Mobedi, ekleyeceğiz bir şey var mı?
Moghtada M
OBEDİ
:
Bence burada değinil
-
mesi gereken iki husus vardır. Birincisi, Türkiye
gerek üretilen cihazların kalitesi gerekse sistem
bilgisi açısından oldukça iyi konumdadır. Bu ko
-
nuda üniversitelerin potansiyeli vardır. Bir sürü
nümerik ve deneysel çalışma yapılabilir. Tabii,
sanayinin bu çalışmaları yönlendirmesi gerekir.
Türkiye’de üretilen cihazlar ve yapılan çalışma
-
ları taktir etmek gerekir. Yurt dışında hijyenik kli
-
malar konusundaki uzmanlar ile sürekli temas
halindeyim ve beraber çalışıyoruz. Yapılan ci
-
hazları takdir ediyorlar. Uluslararası bağımsız
kuruluşlar tarafından cihazlar üzerine yapılan
test sonuçlar oldukça sevindirici. Dolayısı ile ci
-
haz açısından her hangi bir sorun yok. Konunun
önemi tam bilinmektedir.
İkinci husus ise, burada konuşulan konu te
-
miz oda ile ilgili, ancak daha önce dediğimiz gibi
en çok karşımıza çıkan temiz ortam uygulamla
-
rı ameliyathane ve hastanelerdir. Hastane deyin
-
ce, hastane klima ve havalandırması olarak ko
-
nuya bakmak gerekir. Yani yalnızca temiz ortam
olarak konuyu düşünmemek lazım. Hastaneler
-
de radyoloji, izole odalar, nükleer tedavilerin ya
-
pıldığı ortamlar vardır. Bu ortamların klima ve
havalandırması ise ayrı bir konudur, bu sistem
-
lerin tasarımı bilgi ve tecrübe ister. Bildiğiniz gibi
dünyada Hospital Engineering kavramı vardır.
Hospital Engineering konusunun bir bölümü kli
-
ma ve havalandırmadır. Sürekli hastane ve ame
-
liyathane konusunda konuştuğumuz için bu ko
-
nuyu vurgulamak istedim. Belki DIN 1946/4 stan
-
dardı gibi hastane klima ve havalandırma sis
-
temleri olarak konuyu ayrı olarak mütalaa ve in
-
celemek gerekir. Yani temiz ortam değil, hastane
kliması olarak konuya bakmakta faydalı olabilir.
-
ne klima ve havalandırması konusunda olumlu
bir adım olmasını dilerim. Bu toplantıların daha
fazla yapılması, somut bir takım sonuçları orta
-
ya koyacaktır. Bence hastane klima ve havaln
-
dırması ve temiz ortam uygulamaları konusunda
somut adımlar atılmalıdır. Bu konuda bence her
-
kes hemfikirdir. Teşekkür ederim.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Biz teşekkür ederiz.
Metin K
ENTER
:
Burada söylendi ama ben
tekrar etmekte fayda görüyorum. Hijyenik sis
-
temlerin kurulamamasının en büyük sebebi, Ta
-
ner ve İbrahim Beyler’in de söylediği gibi yatırım
masraflarının yüksek olmasıdır. Bunun birinci
sebebi Hijyenik sistemlerde kullanılan ekipman
-
lara Türkiye’de astronomik rakamlar isteniyor ol
-
ması. İşi çok basite indirgersek; kullanılan ekip
-
manlar imal edilirken sac kıvrılıyor, bunun içine
HEPA filtresi takılıyor, sistemin geri kalan kısmı
-
nın prensibi ise normal bir havalandırma sistemi
ile aynıdır. Ama bu alanda bir bilgi ve kural boş
-
luğu olduğundan ötürü, hijyenik sistem dendiğin
-
de bu işi bilenler fiyatları abartıyorlar. İşin pren
-
sibini yani hangi kurallara göre yapılacağını bil
-
meyenler de bilmedikleri ve bu konuda yeterli
kaynak bulamadıkları için ya işi yapmaya çeki
-
niyorlar ya da yatırımcıya güven veremiyorlar.
30
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002
Dolayısıyla yatırımcılar, yani devlet hastaneleri,
özellikle özel hastaneler, bu yatırımları yapmak
-
tan kaçınıyorlar. Bir hijyenik sistemin içerisine
sadece laminer akım ünitesi veya HEPA filtre ku
-
tusu değil, diğer kanal ekipmanları, kanal siste
-
mi, klima cihazı vs. gibi malzemeler de dahildir.
Eğer bu konudaki yatırımların fazlalaşmasını
istiyorsak tüm cihaz ve ekipmanların fiyatlarını
realist bir seviyeye çekmeliyiz.
Taner ÖZKAYNAK:
Bir sey söyleyebilir mi
-
yim? Fiyatları çekmekle yetmiyor, muhakkak
zorlayıcı bir şey olması lazım. TİDEP ve
TTGV’den bir proje aldık ve bu projede apart
-
mandan bozma hastaneler için paket bir klima
sistemi geliştirdik. Laminer flow ve klima santra
-
li ile komple bir sistem. Yurt dışından ekipman
-
larla yapılan sistemlerin fiyatın 3’te birine, ama
bugüne kadar bir tane bile satamadık. Bu proje
-
yi gerçekleştireli yaklaşık 1,5-2 sene oldu. Bil
-
hassa ödediğim tipten hastanelerden herkes ge
-
liyor çok beğeniyor. Aman ne kadar ucuzmuş fa
-
lan diyorlar ama en sonunda gidip muhakkak ya
pencere tipi klima ya da split klima alıp takıyor
-
lar, çünkü zorlayıcı bir şey yok.
Metin KENTER:
Evet buna katılıyorum. Yatı
-
rım masraflarının yüksek olmasının ikinci sebe
-
bi ise gerekli ekipman ve cihazların ithal edilme
-
sidir. Artık Türk malından korkmamamız lazım.
Bir klima santralinin veya normal bir kanal ekip
-
manının Alman veya İsviçre malı diye dışarıdan
alınması çok görülen bir şey. Aynısı burada da
üretiliyor veya üretilebilir. Bu ekipmanlar yapıl
-
ması zor, ileri teknoloji ürünleri değildir. Yalnız bu
ekipman ve cihazların kullanılacağı ortamlar göz
önünde bulundurularak üretilmesi gereklidir. Bu
üretimi sağlamak için araştırma geliştirme
masraflarından kaçmamamız, Taner Bey’in dedi
-
ği bir takım kontrol birimlerinin cihaz ve ekipman
-
ların nasıl olması gerektiğinin kurallarını belirle
-
mesi ve Türkiye’deki üretimi teşvik etmesi la
-
zımdır. Bu şartlar sağlandıktan sonra gerekli
ekipman ve cihazların yurt dışından yüksek ma
-
liyetlerle getirilmesinin hiçbir anlamı kalmaya
-
cak, ilk yatırım masrafları aşağıya çekilerek ya
-
tırımcının maliyet korkusu büyük ölçüde gideri
-
lecektir.
Eyüp AKARYILDIZ:
Teşekkür ediyoruz. Söz
İbrahim Bey’de.
İbrahim BİNER:
Ben çok kısa, hangi tarafla
-
rın ne yapması gerektiğini özetlemek istiyorum.
Bence hazır fırsatı bulmuşken, Odadan başla
-
yalım. Biliyorsunuz önümüzdeki sene bir Tesisat
Kongreniz olacak İzmir’de. Ben burada, bu ko
-
nuda özellikle geniş anlamlı bir panel düzenlen
-
mesini öneriyorum. Hatta taraflar olarak da Mi
-
marlar Odasından bir katılımcı, Tesisat Mühen
-
disleri Derneğinden bir katılımcı, Tabibler Birliği,
ISKİD, Bakanlık Temsilcileri ve Odamızın da
başkanlığını yaptığı bir panelin çok daha başa
-
rılı geçeceğine inanıyorum. Artı, Odadan isteği
-
miz, tesisat konusuna genelde bir parça daha
eğilmesi gerektiği. Tesisat mühendisliği yaşamı
-
mızın bir parçası, ameliyatından içtiğimiz suya
kadar. Buna artık daha fazla, daha hakettiği ilgi
-
nin her kurumca verilmesini rica ediyorum. Dev
-
letin ögelerini uzun uzun konuştuk, çok fazla ko
-
nuşmaya gerek kalmadı. Tasarımcıları da üç
aşağı beş yukarı konuştuk ama burada dedi
-
ğim gibi kesinlikle bu işin başı mimari, mimari
-
den sonra tesisat geliyor. Birçok tesisat projesin
-
de mimari düzelttiğimizi biliyorum, artık bu işin
mimarlığını öğrenmeye başladık. Bunun da mi
-
marlar tarafından ele alınması lazım. İmalatçı
-
lar, ben bir imalatçı temsilcisi olarak, en çok gö
-
revi kendimizde görüyorum, ki bunları hemen
şöyle sıraladım. Bir kere kesinlikle önümüze ge
-
len teklif üzerine yanlış uygulama olduğunu gör
-
düğümüz noktalarda gereken tepkiyi göstermek
zorundayız. Ticari kaygıları bir tarafa bırakarak.
Bunu gerçekten uyguluyoruz, kendi firmam adı
-
na söylüyorum. Düzelterek, gerekiyorsa projesi
-
ni yaparak piyasa uygulamasında bire bir bulu
-
narak. Hatta öyle yerler oldu ki mecburen taah
-
hüdünü yaparak ki, biz taahhüt yapmıyoruz, uy
-
gulama doğru olsun diye, bu tür şeylere girmek
zorunda kaldık. Ama her disiplin kendi işini bilir
-
se ve kontrol edilirse zannediyorum bunlara ge
-
rek kalmaz. İkincisi sistemlerin kanalından baş
-
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002           
31
lıyor her şey. Kanalın yapılması, kanalın stan
-
dardı, onun daha takılmadan yerde, bir kere ka
-
nal-test ölçüm aletleriyle gerçekten standartları
-
na uygun ölçülmesiyle her şey başlıyor. Onun
için montajından, A’sında, Z’sine süpervize et
-
mek zorundasınız, bu firmaların görevidir, bu bir
eksikliktir Türkiye’de. Üçüncüsü bitmiş yerin, bit
-
miş işletmelerin bakım anlaşmalarını yapmak,
yani bir nevi bakım anlaşmalarını maliyetine
yapmak, ama orasının doğru işlemesi sorumlu
-
luğunu bir parça üstlenmek. Bunda firmalara gö
-
rev düşüyor. En önemli şey her şeyi yapıyoruz
bitiriyoruz, çok da güzel yapıyoruz ama ne eğiti
-
yoruz insanları veya böyle yasaksavar gibi eğiti
-
yoruz, ne de eğitim dökümantasyonları veriyo
-
ruz. Bunları hiçbir hastanede görmüyorum ben,
ya da veriliyorsa da kaybolup gidiyor. Bunlar pe
-
riyodik olarak yapılmalı. Ve en önemlisi de fiyat
-
lar azaldı, sektör yurt dışı firmaların istediği be
-
deli fazlasıyla ödedi. Bundan 10 sene önce bir
laminer flow’un yurt dışından alış fiyatı bugüne
oranla kat kat fazlaydı.Biz bunu ödedik, ödemek
zorundaydık. İşin know-how’ını öğrenmek için
bu şarttı. Ama günümüzde artık yurt dışı firma
-
lar da hizaya geldi ve şu anda rekabetin de etki
-
siyle laminer flow’un fiyatları belli bir seviyeye in
-
di. Artık kabul edilebilir seviyede. Bunu bütün fir
-
maların teklifinde görüyorsunuz. Önemli olan
bundan sonrası, yatırımın ilk maliyeti değil, daha
doğrusu ekipmanların fiyatı değil, yatırımın top
-
lam metrekaresinin belli bir bazda olmasını sağ
-
lamak, ki bu mümkün. Burada en önemli iş sağ
-
lık sektöründeki yatırımcılara düşüyor. Gerçek
anlamda hijyenik uygulaması yapılacak bir has
-
tanenin dışına, yani işin albenili, şatafatlı kıs
-
mına harcadıkları binlerce, yüzbinlerce doları
artık bir tarafa bırakıp, biraz daha sağlıkla ilgili
olan kalemlere yönelip, bir hijyenik klimanın met
-
rekare bedeli nedir, bunu bilsinler ve buna göre
yatırımlara başlasınlar. Ondan sonra apartman
bozması şeyler yapılmak zorunda kalmasın.
Yatırımcıların görevini bir anlamda sağlık sektö
-
ründeki yatırımcılarla sınırladım, geri kalan hiç
bizim konumuz değil. Son bir konu üniversiteler.
Artık teknik üniversitelerin de,özellikle makina
fakültesi eğitim programlarında tesisat konuları
-
na daha fazla zaman ayırmaları gerekiyor. Tesi
-
satın içinde binlerce kalem var. Gerçekten mü
-
hendislik alanının en zor dalıdır tesisat, bazıları
-
na en hafifidir gibi görünür. "Suculuk"la başladık
tesisat sektörünü seçtiğimizde. "Sen bir makina
mühendisi oldun, arabanın motorunu mu yap
-
mak istersin, yoksa su borusu mu takmak ister
-
sin" diye hiç unutmam 25 sene önceki lafları.
Böyle geldik, bu yolda ömrümüzü verdik. En
azından bizden sonraki nesillerin de bu sektörde
hakettiği yerlere ulaşabilmesi için üniversitelerin
bu konulara biraz daha ciddi bakması gerekiyor.
Çok teşekkür ederim.
Eyüp
AKARYILDIZ
:
Biz teşekkür ederiz,
son isteminizle ilgili bir şey söylemek istiyorum.
Şu anda üniversiteler, toplam eğitim saatlerini
azaltarak, dal eğitimlerini bırakma talimatı almış
durumdalar. Yani daha az bilgiyle, daha az genel
formasyonla piyasada öğrensin mühendisliği,
görüşleri var. O dediğiniz nasıl olacak merak
ediyorum. TMMOB MMO olarak bunlar kendi
dergisinde yer alacağı için Şube Yönetimi dı
-
şında Oda Yönetim Kurulu da bu konuda kendi
-
sini görevli addedecektir. Ama biz zaten hepimiz
Makina Mühendisleri Odası’nın bir parçasıyız,
biz bu işi takip edersek sonuçlandırırız. Katılım
ve katkılarınız için şahsım ve Yayın Kurulumuz
adına hepinize tekrar teşekkür ederim.
32
TESİSAT MÜHENDİSLİĞİ / Kasım-Aralık  2002